Av.Fevzi Konaç

TEHLİKEYİ GÖRMEMEK ve VEKALET SAVAŞLARI

TEHLİKEYİ GÖRMEMEK ve VEKALET SAVAŞLARI

Tüm dünyanın gözü önünde 3 aydır bir soykırım ve insanlık dramı yaşanıyor. İşgalci İsrail işlediği tüm cinayetleri güven içinde gerçekleştirsin diye başta Amerika olmak üzere batılı ülkeler siyonizmin kölesi olarak sıraya girerek yardımda bulunuyorlar bu katliama. Bu ülkede insanlık dışı katliama karşı üç maymunu oynayan ve görmezden gelen nasipsizler var. Bu mesele Arapların veya Filistinlilerin sorunu diyen vicdan fukaraları dolmuş bu ülkeye. Ne söylesek? Nasıl anlatsak? Bir türlü iletişim kuramadığımız kalpleri mühürlenmiş bir kitleyle karşı karşıyayız. 20 binin üzerinde şehit var Gazze’de ve bunların 8000’i çocuk, 6200’ü kadın. Ve bütün feryatlara rağmen sivilleri hedef alan tek taraflı katliam devam ediyor.

Gelelim ülkemize; birkaç gün içinde terörle mücadelemizde Irak’ta 12 şehit verdik. Canımız yandı. Millet olarak sağcı solcu demeden terör seviciler haricinde yüreği yandı milletimizin. Şehitlerimize ağıtlar yaktık. Gözyaşlarıyla her birini Rabbimize emanet ettik. Gazze’deki drama sırtını dönenlerin bir kısmı şehitlerimize sahip çıktılar. İdeolojik sloganlara mahkûm olan zihinler büyük resmi göremeyenler merhamet taksiminde yine sınıfta kaldılar. Bebeklere ağlayamayanlar askerimize ağıtlar yaktılar. Bundan doğal ne var? Diyenlere izah etmem gerekirse;

Kim ne der bilemiyorum ama bana göre Gazze’de şehit olanlarla, Irak’ta şehit olanlar aynı zalimlerin eseri. Gazze’nin tünellerinden işgalci askerlere direnen yiğitlerle, Kuzey Irak’ta teröristlere karşı vatanı savunan yiğitler aynı senaryoyu bozmak için savaşan ortak kaderin mazlumları.

Gazze bizi ilgilendirmez diyenlerle, Şehit Mehmetçiğe zerre kadar üzülmeyen terör seviciler bilinsin ki aynı saftalar. Neden mi? Çünkü Gazze Savaşındaki amaçlarla bizim terörle mücadelemiz aynı hedefin iki ayrı cephesi. 7 Ekim’de başlayan Gazze olaylarındaki direniş adını Aksa Tufanı koydu. Neden mi? Mescid-i Aksa’yı yıkarak Süleyman Mabedini inşa etmek isteyen ve bunu başardıklarında ise bekledikleri Mesih’in yeryüzüne inerek kendi tanrılarının seçilmiş ırk olarak kendilerine vaat ettikleri topraklara kavuşacaklarına inanan Siyonist işgalci Yahudiler bu savaşın baş rolündeler. Bunlar önce Gazze’yi, direnen Hamas’ı ve sonra Kassam Tugaylarını yok ederek, sonra hedeflerine ulaşmak için 75 yıldır yaptıkları zulmün devamı mahiyetinde çoluk/çocuk, kadın/yaşlı demeden nefes alan her canlıyı hedef olarak alıp öldürmeye devam edecekler. Nihayetinde boşaltılan her santimi işgal edecek ve Aksa’yı yıkmaya yeltenecekler. Buna inançları gereği ibadet olarak bakıyorlar. İşte bu bir avuç Gazze’li yiğit bunun engellenmesi için gövdesini siper etti. İki milyar Müslümanın ortak değeri Aksa için. O yüzden direnişin adı Aksa Tufanı. Sadece bu değil yine büyük resme bakıldığında görüleceği üzere;

Hedef ne? bir yandan kendilerine ayak bağı olan Hamas ve Gazze’nin işini bitirmek ve daha sonra ise Mescid-i Aksa’yı yıkarak Büyük İsrail’i kuracakları Anadolu’da 22 ilinde bulunduğu coğrafyaya yönelmek ve işgal etmek. Son günlerde sıkça duyduğumuz bir kavram var.  Televizyonlarda tartışmalarda ve strateji uzmanlarının dilinden düşmüyor. Vekalet Savaşları. Ne demek bu?

Emperyalist hedefi olan ülkeler bu hedeflerine ulaşmak için kimi zaman direkt kendi asker ve silahlı gücüyle değil de kurdurdukları örgütler eliyle müdahale etmek istedikleri coğrafyalarda savaşlar yürütür. Bizim şu anda Kuzey Irak’ta yaptığımız operasyonlar büyük bir yanılgı ile IŞID, DAEŞ, YPG, PYD gibi terör örgütlerine ve PKK’ya karşı yapıldığı zannediliyor. Oysa uzun yıllardır bu örgütlerin arkasında binlerce tır silah ve mühimmat yardımı ile bizim üzerimize salan ABD ve müttefikleri saf tutmuş durumda. Dağıtılan Libya, darbe ile tehlike olmaktan çıkarılan Mısır, iç kargaşayla pasivize edilen Tunus, kurulan üsler ve darbe ile üçe bölünen Irak, ülkemizle savaş haline sokulan Suriye ve nihai olarak darbe girişimleri ve terör örgütleri eliyle tüketilmeye çalışılan vatanımız Büyük İsrail’in kurulması önündeki engellerin teker teker kaldırılmasına yönelik adımlar. Feryat figan bu oyunu anlatmaya çalışırken idarecilerde ve halklarında safını belirlemede büyük bir acziyet ve gaflet var. Aynı senaryoda figüran konumuna düşürülen İslam ülkelerinin uyanması için daha neyin olması gerekiyor? bilemiyorum.

Bildiğim tek şey var ki; nihai hedef Türkiye’dir. Ve ülkemiz ABD ve müttefiklerinin kurdurduğu terör örgütleriyle bir anlamda vekalet savaşlarıyla ABD ve İsrail’in hedefleri doğrultusunda bugün Siyonist İsrail’le savaşıyor. Olay bu kadar net olmasına rağmen gaflet ve hıyanet içindeki bir kısım nasipsizler Kudüs’ten, Aksa’dan ve Gazze’den bize ne? diyecek kadar kalpleri mühürlenmiş durumda. Bu milletin bir kısmına bunu anlatamamak ve bu tehlikeden dolayı basit bir boykotu bile kabullendirememek ne kadar acı.

Zannediyorlar ki; mesele bir yudum kahve veya bir lokma köfte. Zannediyorlar ki; mesele sadece Filistin ve Arapların hatırı için dünya zevklerinden vazgeçmek. Zannediyorlar ki; mesele sadece seküler hayatları gereği Müslümanların derdine sırtını dönmenin dayanılmaz keyfi. Bir anlasalar; içilen bir bardak kahve bedeli İsrail ordusuna direkt para yardımı yapan firmaların eliyle bugün Gazze’li kardeşlerimize mermi olarak dönüyor gibi görünse de durum sadece bu değildir. Düşünün; aynı firmaların ABD menşeili olması ve İsrail’e olan desteği nedeniyle, bir lokma hamburgerin parası vekaleten onlar adına ülkemize silah çeken terör örgütlerine de destek anlamı taşımaz mı? Terör örgütlerini bu ülkeler finanse ediyorsa bu durum basitçe kendi ayağına sıkmak gibi değil midir? Bunu anlamak bu kadar zor mu?

O yüzden 12 Şehidimizin içimizdeki acısı henüz taptaze ve üzüldüğümüzü ifade ederken, 3 aya yakındır Gazze’lilere karşı işlenen insanlık suçuna bana ne! diyerek sırtını dönen bir kişi meseleyi kavrayamamış ve tehlikeyi görememiş demektir. Bu kesime onların literatürü ile haykırmak isterim ki; bugün Gazze’ye susarsan… susma ! sustukça sıra sana gelecek… ezberini sana hatırlatmak bana düşer. 12 Şehit basit bir terör mücadelesinin değil, aslında kurulması planlanan Büyük İsrail’in engellenmesi savaşının şehididir. Tıpkı Gazze’li yiğitlerin ateşin ileride Anadolu’ya sıçramasından önce sanki bizim için toprağa düşmesi ve şehadeti gibi. Gazze direnişinin uzantısı aslında bizim Kuzey Irak operasyonlarımızdır. Bu tehlikeyi gör ve coğrafyanı sahiplen. Dinine, mezhebine ve inancına bakmadan insanlığını kuşan. Unutma ki; bugün Gazze’yi savunmak yarın Anadolu’yu savunmak gibidir.      

Memleket Gazetesi köşe yazısıdır. 

1 Yorum

kemal mete

kemal mete

27 Aralık 2023
Olayın gerçek yüzünü çok net ifade etmişsiniz.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri