Av.Fevzi Konaç

Domates & Biber & Patlıcan… Bir de Salatalık!!

DOMATES & BİBER & PATLICAN… BİR DE SALATALIK!!

Bu üç kelime art arda yazılınca bizim neslin aklına zannedersem ilk olarak Barış Manço’nun şarkısı gelir. Birkaç gün önce babamla sohbet ediyoruz. Babam esnaf emeklisi olduğu için piyasaları takip eder. Özellikle temel gıda maddelerinin fiyatlarını iyi bilir ve takip eder. Kimi zaman bize aldığımız bir şeyin fiyatını sorduğunda bilemeyince sitem ederek der ki; “Oğlum insan neyi, kaça alıyor bilmez mi?” Son zamanlarda aslında hepimiz babama benzemeye başladık. Hesabın bilinmesi gereken bir dönemden geçiyoruz çünkü. Ama kesin olan şu ki eskiler bizlere göre çok daha tertipli ve düzenli. Neyi nasıl yaptığını ve hesabını biliyor. Sohbet sırasında birkaç kez üzerine basa basa dedi ki; “Oğlum bir kilo salatalık bir yerde 29-TL, diğer yerde 39-TL aslı ne bunun Allah aşkına, su, bu nasıl fiyat? bari bir tadı lezzeti olsa…”. Evet, babam anladığım kadarıyla “hıyarın” bu önlenemez yükselişine isyan ediyor, hepimizi etkileyen fahiş fiyat artışlarına öfkeli ve bu öfkesinin sembolü olarak salatalığı seçmiş…!!

Haksız sayılmaz üstelik ve babamla konuşurken aklımdan geçenleri ona söyleyemedim…

Yaşlanmak emaresi midir? bilmiyorum ama çocukluğuma dair kış aylarında salatalık olmadığını ve ancak yazla birlikte bu sebzelere ulaştığımız geçti gözümün önünden. Evet, başlıkta geçen dört sebzemiz aslında kışın olmayan şeylerdi. Yazla beraber tezgahları süsler, hatta ilk manava veya pazara geldiğinde, turfanda itibarı görür ve nimet olarak yokluğundan sonra varlığına sevinilen bir anlam taşırdı. Peki biz ne yaptık? Doğal seyrinde yazın olması gereken sebzeyi, kışın sofralarımıza davet ettik. Bir nevi bitkinin fıtratını, şartları zorlayarak değiştirdik. Babama demedim ama biz insanlar birçok şeyin fıtratını bozduğumuzdan beri, hem tüketime dair bazı şeyler maliyet olarak ulaşılamaz oldu hem de tadı kaçtı. Fiyatların belimizi büktüğünü bir kenara bıraktım. Ama kendi kendime de sordum;

“Bir yaz yiyeceği olan salatalığı kışın tam ortasında yemek şart mıdır? hem pahalı hem de tadı yokken”

Sadece bu mu? elbette hayır! yazın rayihasını, kokusunu başka türlü aldığımız birçok sebze ve mevye, ne yazık ki seralarda tabiri caizse elbebek gülbebek yetiştirilmesine rağmen tadını ve nimet olarak anlamını kaybetti. Her istediğimiz anda, her şeye ulaşabilmek artık nimetleri anlamsız/değersiz kıldı. Mevsim dengelerini zorlayarak, seralarda hormon yükleyerek, güneşi görmediği için asli tadına ulaşamayan sebzeler icat ettik. Meseleye salatalıktan girdik ama bu konuda söylenecek o kadar çok şey var ki. Domates sadece domates rolü(!)yapıyor, patlıcan sadece görünürde patlıcan gibi, salatalık ise kokusu ve lezzeti olmayan hepsi aynı boyda asker nizamında bir vitrinlik süse dönüştü. Fahiş fiyatı da cabası.

Mesela; tavuklar tavuk olmaktan çıktı. Gece ve gündüzü ayıramadan sürekli yumurtlasın diye adeta hayvanların fıtratlarını bozduk. Ne tavuk, tavuk gibi artık ne de yumurtada eski alıştığımız tat ve lezzet var. Tüketim toplumunun, tüketim hırsına ayak uydursun ve kısa sürede büyüsün diye yapay yemlerle şişirdiğimiz, çok yumurtlasın diye elektrik dayatmasına tabi tuttuğumuz tavuklar birer yaratığa dönüştüler. Orijinaline o kadar hasret kaldık ki; kendi elimizle yok ettiğimiz organik tavukların yerine, bu mübarek hayvanlara verilen ayaklar sayesinde yaratıldıkları ilk günden beri gezdiklerini unuttuk, haşa (!) gezen tavuk yarattık. Üstelik bu vasfı bir artı değer olarak sunduk topluma. Samanın ve tavuk pisliğinin bulaştığı b.klu yumurtaları organik diye kapışır olduk. Ama aslında insanoğlu olarak; yaratılmışların fıtratını bozmakla asıl o zaman burnumuzu b.ka soktuğumuzun (af edersiniz) farkına bile varamadık.

Büyükler ne güzel dua edermiş. “Ya Rabb’i yazımızı yaz, kışımızı kış eyle” yani her şey Sen’in inşa ettiğin fıtratı üzere yürüsün. Yazın güneşe, kışın kara muhtaç etme bizi. Bu duanın devamı şöyleydi belki de?Bizi yazın yaz nimetleriyle, kışın kış nimetleriyle rızıklandır Allah’ım. Belki de mevsimlerin gereği soframızdan kalkan nimetleri özleyerek, kıymetini bilmekti en güzeli.Ne mi oldu?Olan şu ki; her aradığımızda ulaştığımız hiçbir nimetin kıymeti ve tadı kalmadı.

Farkında mıyız? bilmem ama hepimiz “her an, her gün, her ay, her mevsim, hep tüket” dayatmasıyla karşı karşıyayız. Topluma gücünün ve gelirinin üzerinde tüketme çılgınlığı aşılanıyor sürekli. Anneler anne olmaktan ve yük almaktan çıksın, daha kolay tüketilsin diye pastacı börekçi/ablalar/teyzeler işgal etti her bir sokağı. Evde anne/eş eliyle yapıldığındaki lezzeti bulamadığımız nice börek ve tatlılara, maliyetinin üç/beş katı para vererek tüketir olduk. Maksadım suçlu aramak değil. Ancak feminen yaklaşımlarla annelerin ve kadınların fıtratını bozunca, her şey her istendiğinde hazırca kapıya gelince, evde kazan kaynamaz ve erkeğin kazancı evi geçindirmez oldu. Tüketimin çılgınca savurduğu kadınların taleplerini karşılayamayan erkekler, öfke ve stresle mücadelede başarısız olunca, erkeğin fıtratı da bozuldu ne yazık ki. Yaşanan birçok acının altında bu ve benzeri sebepler var.

Öyle bir hale geldik ki; kapımıza kadar getirilen hizmet nedeniyle çok yakında evlerimizde kazan kaynamayacak, kuryenin motorunun arkasına konulmuş bir taş fırından buharıyla çıkan bir lahmacun görüntüsünün büyüsü kimi etkilemez ki? Artık görünen o ki; bir kilo süt için markete bile gidilmeyecek, bir tepsi böreğe beş kat para ödeyerek tüketilecek, e-ticaret her şeye hakim olacak, küçük esnaf, sanatkar, emek zoruyla geçinen insan ayakta kalamayacak, cadde ve sokaklarımızı her işimizi parayla yapanlar işgal edecek ve tüketim canavarı bizleri ağır ağır tüketecek/tüketiyor. Devir değişti geç bunları diyenlere; GDO’lu hayatlarınız hayırlı olsun demekten başka bir şey gelmiyor elimizden. Ama yine de bu gidişe razı olmamalı ve direnmeliyiz diyorum. Ve ben bu isyanı; yaz gelip fıtratı gereği mevsiminde tezgahlarda arzı endam edene kadar domates-biber-patlıcan ve dahi salatalık almayarak başlatıyorum.15/02/2022

Kalemin ve bilginin sahibi Cenab-ı Hakk’a hamd ile…

   MEMLEKET GAZETESİ KÖŞE YAZISI

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri