- 04 Kasım 2024 - -YENİ- ELEŞTİRİ ADABI
- 28 Ağustos 2024 - YENİ EVLENECEK OLANLARA ÖNERİLER
- 05 Haziran 2024 - ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT
- 25 Aralık 2023 - GENÇLER ALACAKLI, YAŞLILAR BORÇLU
- 11 Haziran 2023 - Kayserigaz! Lütfen Böyle Yapma!
- 20 Mart 2023 - İnsan Değişir Mi?
- 07 Eylül 2022 - Beklentilerden Beklediklerimiz
- 12 Mayıs 2022 - Saygı Denince Anlaşılan
- 04 Ocak 2022 - Ben de Seni
- 11 Ekim 2021 - Maske Düştü
- 25 Eylül 2021 - Lütfen Çabuk Gelmeyin!
- 25 Mayıs 2021 - Beynimizdeki Kamburlar
- 26 Şubat 2021 - Ölümüne Sevmeyin
- 27 Ocak 2021 - Önce Yaya’ymış, Sonra Ne Olmuş?
- 08 Ocak 2021 - Okumanın Gücünü Önemseyelim
- 21 Kasım 2020 - Meşgul Abiler
- 07 Kasım 2020 - Yapmayın Beyler
- 20 Eylül 2020 - Şampiyon Kayseri
- 02 Ağustos 2020 - Tükürün!
- 05 Mayıs 2020 - Dikkat! Kendi Engelin Sensin!..
- 13 Nisan 2020 - Geçmiş Peşini Bırakmaz
- 26 Mart 2020 - Gemileri Yakmadan Önce...
- 09 Şubat 2020 - Abi Yemin Et!
- 20 Ocak 2020 - Araçlar Amaç Olunca
- 01 Ocak 2020 - Aşka Uçma Kanadın Yanar !
- 16 Aralık 2019 - Ben Onu Çok Sevmiştim…
YUSUF YEŞİLKAYA
Lütfen Bekleyiniz
LÜTFEN BEKLEYİN
Yusuf YEŞİLKA [email protected]
Özlemek güzeldir, özlüyorsa özlenen
Beklemek güzeldir, gelecekse beklenen.
Şairin bu dizelerde dile getirdiği hasretle, özlemle, aşkla, vuslata olan katıksız inançla beklemek gerçekten güzeldir. Lakin hayatta her bekleyiş, aşka dair değildir. Her özlem, vuslata ulaşmak için gözlerini ufka odaklayıp bakakalmak hiç değildir.
Fedakârlık, tarafların karşılıklı olarak bir şeylerden vaz geçmesi, bir şeyleri feda etmesi ile olur. Ama biri feda ederken karşı taraf kâr ediyorsa bu fedakârlık değil; ticarettir. Tıpkı yaşadığımız hayatta olduğu gibi. Modern hayatta bizi hep bekletiyorlar ama sonunda kazanan yine bekletenler oluyor.
Önce call center tamlamasıyla dilimize giren çağrı merkezleri bizi bekletmeye başladılar. Ama çok kibar konuşuyorlardı. Hani neredeyse insanın zoruna gitmiyordu bu kibarlık karşısında beklemek. Genç ve pozitif bir ses bizimle muhatap oluyordu. Önce adımızı soruyor ve her defasında bize adımızla hitap ediyordu. Adımızla hitap edilince bizi önemsediklerini düşünüyoruz:
- Ahmet Bey, sizi birkaç dakika bekleteceğim. Çok özür diliyorum.
- Ahmet Bey, beklediğiniz için çok teşekkür ederim. Lütfen biraz daha bekleyin.
- Ahmet Bey, siz beklerken bilgilerinize ulaşmaya çalışıyorum. Lütfen bekleyin
- Ahmet Bey, sistemde bir sorun oluştu. Lütfen bekleyin.
- Lütfen bekleyin Ahmet Bey, onay için sizi operatöre yönlendiriyorum.
- Müşteri temsilcilerimizin tamamı meşgul oldukları için sizi biraz bekleteceğiz Ahmet Bey.
- Bekleyen müşteriler içinde dokuzuncu sıradasınız. Lütfen bekleyin.
Sonra yasal düzenlemeler getirildi. Şu kadar dakikadan fazla bekletilemeyecek diye. Artık dokuzuncu sırada beklemiyoruz. Beşinci bilemediniz altıncı sırada bekliyoruz. Hem beklerken biz sıkılmayalım diye müzik dinletiyorlar, aradığımız firmanın reklamlarını ve kampanyalarını dinletiyorlar. Biz de hala söyleniyoruz. İş mi bu bizim yaptığımız?
Sonra büyük süper marketler girdi hayatımıza. Alışverişte, ödemede beklemeye başladık. Kasada kuyruklar oluştuğunda mağaza yöneticisi biraz mahcup, kapalı olan kasaları açtırmaya gayret ediyordu. Biz de elbette anlayışla karşılıyorduk. Hem akşam saatiydi, herkes aynı saatte mağazaya gelmişti. Kasada kuyruklar olabilirdi. Ama çabuk ilerliyordu.
Sonra ucuz(!) market zincirleri yayıldı ülkenin dört bir yanına. İsraf etmiyoruz dediler. Lüks mağaza konseptleriyle maliyeti yükseltip müşteriye pahalı ürün satmıyoruz dediler. Birkaç bir şey daha dediler. Aslında her mağazanın girişinde politikalarını yazıp astılar. Üç kişiyle mağaza idare ettiler. O üç kişinin biri, reyon düzenledi, diğeri hep moladaydı. Bir kişi de kasada bulunuyordu. Müşteriler kasada kuyruk oluşturduğunda önceleri bir mahcubiyet, bir mazeret, problem çözme hevesi vardı.
- Kusura bakmayın arkadaşımız ihtiyaç molasında. Biraz bekleteceğim sizi.
- Şerife Hanım kasaya bakar mısınız?
Sonraları zincirler halinde ülkenin dört bir yanına dağılıp, oyun kuran, piyasayı belirleyen olduktan sonra mahcubiyet falan bitti, gitti. Seslendirilmeyen yüz ifadesi:
- İster bekleyin, ister beklemeyin çıkın gidin. Çok da …
Dostlar hiç düşündünüz mü? Beklediğimiz zaman var ya o zaman, geçip giden ömrümüzün ta kendisi değil mi? Bankalar, çağrı merkezleri, marketler vs daha az kişiyle işi yürütecekler ve biz işlem sırasının bize gelmesini bekleyeceğiz.
Geçip giden ömrümüz dostlar…
Devir hesap devri olabilir. Zincir marketlerde üç kuruş daha ucuz olabilir. Ama mahalle bakkalına, yerel işletmeciye de bazen şans tanımak gerekmez mi? Hem de beklemeden, üst düzey saygı görerek. Paramız olmadığında “kardeş deftere yazıver, aybaşında öderiz” diyebildiğimiz, nazımızı çeken kahraman bakkala bir şans daha vermek iyi olmaz mı sizce de?
Henüz Yorum yok