Veysel Ekinci

Gerekçe, Bahane Üretmeyin!

Yıllardır geçmişte, parayı, yönetimi, medyayı, askeriyeyi, emniyeti, üniversiteleri, sanatı, sinemayı; hatta diyaneti elinde bulunduranların ; ellerindeki imkanlarla ülkeyi dizayn ettiklerini, insanları istedikleri gibi etkileyip yönlendirdiklerini, baskı altına aldıklarını; yegane güç ve otorite sahibi olduklarını  biliyoruz.

 Ellerindeki bu güçler sayesinde, onlarla mücadele etmenin, onlara karşı direnmenin imkansız olduğu konusunda  bir kanaata sahiptik.

 Bu yüzden ürkek, çekingen, emre amade bir hayatı kabullenmiş durumdaydık.

  Zamanla bizden bildiklerimizin gazete, televizyon, para, idare, makam elde etmeleri ile surda bir gedik açıldığını ve kalenin yıkılacağını ümit edip bekledik, desteğimizi sonuna kadar verdik.

 Gerek diğer rakiplerin güçlü olması, gerek se kimi mevcut müesses kurum ve otoritenin etkili ve yaptırım gücünün olması, size mücadele alanı bırakmıyor ya da daraltıyordu.

 İyi bir bahane öğrendik, gerekçe ürettik, kurbağa sendromu yaşadık ve bir şekilde farkında olmadan kabullendik ve teslim olduk.

 Mesela, bir gazetede yazılan iftira dolu algı haberlerine, televizyonlardaki yönlendirici, aşağılayıcı, itibar kırıcı, kamuoyunu yönlendirici, itibar suikastı yapan yayınlara dur diyen yoktu, karşı koymak zordu başbakan bile olsanız.

Hadi bakalım! Devir değişti, imkânlar dağıldı; çok çalışanın, gayret edenin, bilgisi olanın etkili olduğu, kamuoyu oluşturdu, herkesin şansının olduğu bir savaş alanı doğdu ki, bu alan "sosyal medya, internet alanı"dır.

 Sosyal medyanın gücü yazılı ve görsel basının gücünü  son derece azaltmış durumdadır.

 Hadi bakalım müslüman toplum, din adamları, imamlar, kanaat önderleri, siyasiler, yöneticiler, bilim adamları, profesörler, iş adamları! Alın size eşit mücadele arenası, mücadele edin!

Hala  internet sitelerinde Fatih Altaylı, Can Ataklı, Fatih portakal, Özlem Gürses, Enver Aysever gibi geçmişin tetikçi yazar ve televizyoncuları, Cemal Enginyurt gibi mafyavari siyasetçiler, Sedat Peker gibi Mafya liderleri, pkk'nın, Fotö'nün silahşör ve kalemşörleri; Celal Şengör  gibi ayarsız, ölçüsüz, dışkı yiyen, ateizmi aşılamaya çalışan bir profesör, İslamı ve Allah inancını yok etmek için  çabalayan çok sayıda etkin siteler yanında; bir kaç tane İslami, milli duyarlılığa sahip, kendi çapında çabalayan sitelerin olması, gerçekten çok üzücü!

 Bunun yanında Facebook, istegram, tiktok gibi sosyal medya ağlarında resim paylaşan, kuru siyaset tartışan, maç yorumu yapan, tarikat yarıştıran, ticari reklam yapmaya çalışan , birbirine laf sokma derdine düşen; geçmişin muzdarip, şikayetçi, dertli görünen kesimine ne oldu?

 Yoksa davanız ve şikayetleriniz saman alevimiydi? Hemen ızdırap duyar, kendi kendinize kahrederdiniz; hani mücadele azmi ve ruhu?

Celal Şengör'ün saçmalıklarını çürütecek bilim adamlarımız yok mu? Ateizmi aşılamaya çalışan sitelere, kendi sitelerinden cevap verecek din âlimi yok mu,? Koskoca bütçeli ve kadrolu Diyanet teşkilatı nerede? Suya sabuna dokunmayan konularla uğraşan bir Diyanet Tv  ne zaman kendine gelecek?

 Özellikle Ak Parti iktidarı döneminde holdingleşen cami ve cemaat  mensupları, şu para gücünüzle  bu alanlarda ne gibi hizmet yolları açtınız?

 Gerekçe üretmeyin, bahaneler ortaya sürmeyin artık! Alın size sosyal medya ve sınırsız etkileşim ve tesir gücü!

Herkes kursun sitesini ve davasını savunsun, güzellikleri yaysın!

Madde; kimilerini kendi davalarına daha çok yaklaştırırken, biz de ne ya ik ki davadan uzaklaştırıyor; bunu da not düşelim.

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri