KULİS NAME

-YENİ- YEREL SEÇİMLER SONRASI AK PARTİ’DE BÜYÜK REVİZYON OLUR MU?

YEREL SEÇİMLER SONRASI AK PARTİ’DE BÜYÜK REVİZYON OLUR MU?

2023 yılında yapılan 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi sonuçlarına göre Türkiye genelinde Ak Parti'nin oyu 75 ilde düşerken 6 ilde artmıştı. Oyların düştüğü illerden biri de Kayserimiz’di.

Peki, seçmen, Ak Parti'yi neden frenledi? Ak Parti Kayseri Milletvekili sayısı ne oldu da önce 8’den 6’ya ve şimdi de 5'e indi? Kayseri'de önceki seçimde oy veren her 5 kişiden 1'i neden bu defa Ak Parti'ye oy vermedi?

Sorulara cevap olarak “Kayseri’de Ak Parti’ye Fren” başlığıyla yazmıştık. (Yazının linki: https://www.kayserianahaber.com/kayseri-de-ak-parti-ye-fren-_m5686.html) Daha başka yazılarımızda da yine adım adım yaklaşan tehlikeye dikkat çekmiş bazı hususlarda uyarılarda bulunmuştuk. (Önceki yazılarımız bu yazımızın altında yer almaktadır.) Amacımız; Milli Görüş Davası’na olan inancımızla Ak Parti’nin “öze dönüşüne” katkıda bulunmak adına üzerimize düşen vazifeyi yapmak, sağduyu ile uyarmaktı.

Özetle tekrar edecek olursak, Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla son 20 yılda adeta çağ atlayan, savunma sanayisinden Şehir Hastanelerine yüzlerce dev yatırımı hayata geçiren, 7 düvele meydan okur hale gelen Ak Parti'nin bunca güzel ve başarılı işleri yapmasına rağmen ülke genelinde ve Kayseri'de oy kaybetmesinin başlıca nedenleri (bizce) şunlardı:

Bürokraside ekseriyetle liyakat yerine tabiiyeti esas alıp atanan yöneticilerden bezdik.

Partinin kuruluşunda benimsenen birçok hassasiyet zamanla terk edildi.

Yolsuzluk ve rantın önüne geçil(e)medi. Bazı "Bizden" olanlar rantı kendinde "hak gördü".

Teşkilatta (özellikle Kayseri) Milli Görüş çizgisine sahip insanlar değer görmez oldu. Erbakan Hoca merhum zamanındaki veya partinin kuruluş zamanındaki disiplin, insan kaynakları kalitesi ve heyecan kayboldu.

İyi giyinimli ama fikri olarak kötü donanımlı şahıslar öne çıktı.

Teşkilat mensubu birçok "tesettürlü manken” edasında, aşırı makyajlı, pahalı giyimli kızlarımız, altlarında lüks araçlarla hava atıp, kafelerde nargile tüttürürken, gariban "hakiki tesettürlü” kızlarımızla aralarına duvarlar ördüler.

Lüks, israf, şatafat, kibir, tepeden bakma teşkilatı sarmaşık gibi sardı. Hemen her gün “yensin-içilsin” buluşmalarda neredeyse hep aynı isimler bir arada. “Sen, ben, bizim oğlan” kabilinden…

Fikri olandan ziyade parası veya makamı olana teveccüh edildi.

Temayül ve mülakat formaliteden yapıldı ve halktan kopuk, halkı yok sayan, “bağevi Oligarklarının" dayatma adayları ile halkın karşısına çıkıldı.

Adaylar ve dahi teşkilat, Cumhurbaşkanımızın varlığı harici "kendinden menkul bir kıymet" ortaya koyamadı. Yeni bir söylem, içten ve samimi ifadeler, bir vizyon namına üç-beş sönük cümle harici duyulmadı.

Sorunları görmezden gelen bir politika izlenildi. Enflasyon, alım gücündeki düşüş yok sayıldı. Sahada "ekonomi" diyenler “provakatör” yerine koyuldu. Oysa, "Yanlışa yanlış, doğruya doğru" denilseydi daha inandırıcı ve samimi görünecekti.

Ömrü boyunca Milli Görüş Teşkilatları ile uzaktan yakından bağı olmamış, dava bilinci olmayan bazı kişilerin ittifak ortaklığını da kullanmak suretiyle sırf mevki-makam ya da ticari bir iş kapabilmek amacıyla Ak Partili gibi görünmek adına yaptığı yalakalıklar halkın nezdinde itibar görmedi. Halk arasındaki deyimle “AkKurtlar” olarak ifade edilen bu şahıslar, hem halis Ülkücülük Davası’na hem de Milli Görüş Davası’na ciddi zarar verdiler. 

Sekülerleşme adına neredeyse laik çizgiye yaklaşan bir duruşla Milli Görüş Davası'ndan uzaklaşıldı.

Ve bugün; Gazze ve Filistin konusunda Ak Parti’den (üç-beş ismin haricinde) geneli itibariyle vekillerden, parti yönetimlerinden kayda değer, yüreğe dokunur, ciddiyet ve samimiyet içeren bir eylem, söylem, boykot göremedik. Hem de Avrupa’nın “gavur” siyasetçileri meclislerinde insanlık namına hakkı haykırıp Siyonizme lanet okurken… 

Bu ve belki de daha fazlası sebeplerle Ak Parti'deki kişilerin bir kısmı yerli ve milli üretimlerle ülkeyi "Şahlanış Dönemine" hazırlarken bir kısmı ise 20 yıl öncesinin "hayat, iman ve cihattır" çizgisindeki duruştan çok çok uzakta.

Gelinen noktada, genel seçimlerdeki oy kaybına neden olan tutum ve davranışlarda, siyasi hatalarda maalesef kayda değer bir değişim olmadı. Ve görünen o ki, yerel seçimlerde de düşüş devam edecek! Peki, yerel seçimlerde ciddi oy düşüşü olursa Ak Parti’de büyük revizyon olur mu?

Efendim; Ak Parti’nin yerel seçim adaylarından ülke genelindeki birçok ilde memnuniyetsizlik olduğu biliniyor.

Ya Kayseri! Ah ki ahhh… Vah ki vahhh… İlimizde yine, yeniden, “halka rağmen” aday gösterilen mevcut Başkanlar… Büyükşehir, Melikgazi, Kocasinan ve Talas Belediye Başkanlarının yeniden seçileceği beklentisi yüksek olmakla birlikte oy oranlarında düşüş olacağı aşikâr. Son seçimde Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç %63,39 oy oranına sahipti. Kulislerde, partinin kendi yaptırdığı son ankette Büyükşehir oy oranının % 40-45 seviyesinde olduğu söyleniyor.

Türkiye genelinde olduğu gibi Kayseri’de de Saadet Partisi, Yeniden Refah Partisi adayları başta olmak üzere Ak Parti harici adaylar da oldukça güçlü. Gerek yukarıda yazdığımız genel sebepler gerekse yeniden aday gösterilen birçok ismin halktaki memnuniyetsizliği ileöyle görünüyor ki Saadet ve Yeniden Refah Partileri oylarını artıracaklar. Ak Parti’nin bütün olumsuzluklarına rağmen genel seçimlerdeki “beka” rüzgârı yerel seçimlerde biraz daha hafif esecek gibi. Yerel seçimlere halk, beka mücadelesinden ziyade hizmet edebilme potansiyeli olarak bakıyor. 

Ülke genelinde Ak Parti ve CHP bu seçimin kaybedeni (oylarındaki düşüş nedeniyle) olacak gibi görünüyor. Seçimin sürprizi ve belki de yeniden parlayan partisi Yeniden Refah Partisi olabilir. Demokrasinin yansıması sandıktan çıkacak neticeyi iyi okumak gerekecek.  

Evet; kulislerde son durum böyle. Şayet kulislere yansıdığı gibi bir sonuç olursa Ak Parti şapkayı önüne koyacak ve köklü bir değişime gidecektir diye düşünüyoruz.

Gerek genel seçim sonuçları gerekse yerel seçim öncesi halktaki izlenimlerimiz ve kulis bilgileri ile biz halkın beklentisini şöyle okuyoruz:

"Ak Parti kendine gelip, özüne dönmeli. Beka mücadelesinde Hakk davayı özümseyemeyenlerin ayıklanması şart. Ak Parti, mafyalarla anılmamalı, ranta geçit vermemeli, ismine yakışır şekilde adaleti şeffaf ve tarafsız olarak yeniden tesis etmeli, içindeki şımarık zengin züppelerden arınmalı, kibirli, alaycı, davadan ve halktan uzak kişileri içinde barındırmamalı. Halka hizmeti Hakka hizmet sayan, milli bir duruşu, milli bir gayesi olan ‘dava erlerine’ yeniden yer verilmeli Ak kadrolarda."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart’ta düzenlenecek yerel seçimler ile ilgili olarak, "Benim için bu bir final, yasanın verdiği yetkiyle bu seçim benim son seçimim; çıkacak netice benden sonra gelecek kardeşlerim için bir emanetin devri olacak" dedi.Bakalım Reis de sandığı bizim gibi okuyup, bayrağı devretmeden önce bir an evvel köklü bir yenilenme ve değişimle "öze dönüşü" başlatacak mı?

Hep birlikte göreceğiz…

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri