Av.Fevzi Konaç

Karneler Alındı-İyi Matematik Çözmek-İyi İnsan Olmak

KARNELER ALINDI - İYİ MATEMATİK ÇÖZMEK - İYİ İNSAN OLMAK!!  

Okullar yarıyıl tatiline girdi. Öğrencilerimiz karnelerini aldılar. Her karne dönemi olduğu gibi sosyal medyada, takdir alan oğullar/kızlar, takdiri kaçıran üzgünler ve biraz daha çalışmadığı için iki puanla teşekkürü kaçıranlar arzı endam ettiler. Sosyal medya ilginç bir arena doğrusu. “Olan var, olmayan var” kabilinden takdir alan oğlunun, kızının karnesini paylaşanlara sitem edenler, velhasıl her karne döneminin klasikleri yine birkaç gündür gündemdeki yerini koruyor. İşin bu kısmı eğlenceli olmakla beraber, eğitim sistemimizle ilgili eleştiri ve sıkıntılar çok uzun yıllardır devam ediyor. Hatta eğitim sistemimizdeki tek istikrarın, sistemsizliğimiz olduğuna dair eleştirel yaklaşımlar var. Eğitim ve öğretimin, toplumsal bakış açısından en önemli göstergesi, önce ilköğretim sonrası iyi bir lise kazanmak sonrası ise üniversite sınavlarındaki ipi göğüsleme oranları. Üniversite sınavlarında sıfır çekenlerin sayısı nedeniyle, işin doğrusu eğitimdeki birtakım sorunların artık müzmin, yani aşılamaz ve değişmez sorunlar haline geldiğini gösteriyor.

Üniversite Kazanmak Her Şey midir?

Şu sorulara cevap arayarak devam edelim. Eğitim sistemi iyi bir lise veya üniversiteyi kazanan öğrenci mi yetiştirmeli? Yoksa iyi insan yetiştirmek daha önemli bir başarı mıdır? İkisini birlikte yapabilmek zor mudur? Eğitim ve öğretimin kalitesinin sadece Fen Lisesi veya dengi Anadolu Lisesi, üniversite kazandırmak veya puanla değerlendirilemeyeceği aşikar. Tabiri caizse iyi bir lise veya bir üniversiteye kapak atmak veya kazanmak, iyi bir eğitimin sonucu olarak görülemez. Çünkü öyle bir nesil yetişiyor ki, ne yazık ki büyük bir kısmının “üniversite kazanmaktan başka” üzerinde bir vasıf yok. İyileri tenzih ederek söylemek gerekirse; iletişim sorunu, özgüven problemi, odaklanma sıkıntısı, dünya yıkılsa umurunda olmama hali, etrafına ve çevresine duyarsız olan, sanattan, kültürden, edebiyattan, spordan, sinemadan, tiyatrodan, siyasetten anlamayan, velhasıl aslında insanı diploma haricinde kaliteli ve farklı kılacak birçok vasıftan uzak, sadece diploma hedefli bir nesil okullarımızı işgal etmiş durumda.

Karne sevinci ile birlikte konuşulması gereken büyük bir sorunumuz var. Eğer tespit yerindeyse sorun daha anaokulu ve ilkokuldan başlıyor. Hedefsiz ya da daha doğrusu, kendini ileride geçindirecek bir üniversiteye gitmek adına kaliteli bir liseyi kazanmaktan başka projesi olmayan bir öğrenci kitlesi oluşturduk. Anne, baba ve öğretmenlerimizin bu gidişatta çocuklara doğru bir yol haritası çizmek adına kusurları var. Aslında takdir ve teşekkürlerini paylaşanlara bakarak bir yandan onlar adına sevinmemize, diğer yandan ise gelecek tasavvurunda başkaca ideallerinin olmamasından dolayı hüzün duymamıza sebep bir manzaraya şahitlik ediyoruz. Elbette bu konuda hassasiyeti olan anne/baba ve öğretmenlerimiz vardır, onları tenzih ederim.

Niteliksiz Bir Nesil Geliyor !!

Neden böyle olumsuz kanaat içindeyim? Dertleşmek isterim. Kimi zaman gençlerle buluştuğumda onlara aktardığım sıradışı örneklerden birini burada paylaşayım. İstanbul’da bir caddede bir televizyon kanalı sokak röportajları sırasında lise öğrencilerine şu soruyu soruyor; “Osmanlı Devleti’nin kurucusu kimdir?” Evet bu soru bir lise öğrencisi değil, bir ilkokul öğrencisinin bile kolayca bilebileceği, hatta aslında önemle bilmesi gereken bir soru. İzaha gerek var mı? bilmem ama, bu ülkenin her öğrencisi, asgari olarak kendi tarihi ve geçmişi ile ilgili konu başlığı olan hususları bilmeli diye düşünüyorum. Bu basit örnekte öğrenciler öyle garip cevaplar veriyorlar ki, şaşmamak ve üzülmemek mümkün değil.

Hadi tarihi geçelim, hayatın içinden öyle basit şeylerden habersizler ki. Kabak nerede yetişir bilmeyen, hayatında domates fidesi görmemiş, kendi vücudunu bile tanımayan, sosyal hayattan kopuk, önüne bir dünya haritasını alıp hiç bakmamış, tavuk sesini bile duymadan binlerce yumurta tüketmiş, annesinin akşam önüne koyduğu yaprak sarmasının hangi bitkiden elde edildiğini bilmeyen, eline bir ampul alıp, patlayan ampulü değişmemiş, bir misafirin önüne sofra kurup, kaldırmamış velhasıl düz ve niteliksiz, farkındalıktan uzak bir gençler ordusu adım adım geliyor.

Eve Ekmek Almak ve İki Yumurta Kırmak!!

Neden peki? Birçok sebep sayabiliriz belki ama, eğitim sistemimizin öncelediği husus akademik başarı olunca, öğrenciye tercihen verilen eğitim, daha çok onu hayata hazırlayacak hususlar yerine, üniversiteye hazırlayacak dersler oluyor. Ve bu eğitim sisteminin çarklarından geçen gençler içinde iki yumurta kıramayan, kopan bir düğmeyi dikemeyen, giyeceği bir parça elbiseyi ütüleyemeyen kızlar, evinin iki ekmeğini almaktan aciz, sorumluluk taşımayan, bozulan bir alete tornavida vuramayan, kaçıran bir musluğu sıkmak kabiliyeti olmayan, evli bir erkeğin eşine karşı sorumluluklarını taşıyamayan bireyler yetişiyor. Bunlarla beraber sevmeyi/sevilmeyi, saygıyı, sabrı, fedakarlığı öğretmiyoruz onlara. Acımayı, merhameti tanımlamıyoruz zihinlerine. Bu şartlarda kurulan yuvalar ve yapılan evlilikler, kız ve erkek olarak hayata hazırlanılamadığı için tel tel dökülüyor ve boşanmalar zirve yapıyor. Şiddet ve kadın cinayetlerine karşı korumasız yürekler inşa ediyoruz. Sonuçta kimileri tek bildiği matematik, fizik, kimya problemleriyle imtihan olurken, kimileri de bunları yapamadığı için gelecek vadeden bir öğrenci olamayıp, şimdiden gelecek kaygısı taşıyan ve ağır hayat imtihanlarını başaramayan çocuklar durumuna düşüyorlar.

Ebeveynler Suçsuz mu?

Peki çocuklar bu stresi yaşarken ya ebeveynler, anne/babalar. İşte tam da burada bu karnelerin arkasında onların karnesine bakmak gerekiyor. Sadece çocuklar değil, galiba biz anne ve babaların da bu konuda karne notu düşük. Eğitim sisteminin dayattığı ve tercih ettiği öğrenci profiline bizler de ayak uydurup, aslında matematikten anlamayan, kabiliyetleri farklı alanlarda olan yavrumuzu tanımlamakta sorunlar yaşıyoruz. İyi bir öğrenci olmanın, kolayca matematik problemi çözmekten geçtiğini zannediyoruz. Hiç kabiliyeti olmadığı halde, ek derslerle zorla onlara matematik, fizik, kimya öğretmeye çalışıyoruz. İşin aslı eğitim sistemi çocuklarımızı tek tip başarıya zorlarken, biz de yavrularımızı komşunun oğlu ve kızı gibi (!) matematik dehası olmaya zorluyoruz. Çocuklarımızın matematik yönüne yaptığımız yatırımı, iyi bir insan olması, hayatı doğru tanımlaması adına kalbine ve yüreğine yapamıyoruz.

Çocuklarımızın Kalbine Yatırım Yapalım !!

Ne yapalım peki? Lütfen bu sese kulak verin. Çocuklarınızı seviyorsanız, onların kabiliyetlerini iyi gözlemleyin. Ama ilk olarak, iyi bir öğrenci olmanın sadece matematikten, fizikten, kimyadan geçmediğini bilin. İyi bir insan olmanın, iyi bir öğrenci olmaktan çok daha değerli olduğunu asla unutmayın. İyi insan olmanın altyapısının kurulmadığı, helalin haramın öğretilmediği, maneviyatının önemsenmediği çok başarılı öğrenciler içinden, diplomalı ve kravatlı hırsız, arsız, sahtekar, suistimale açık nice insanların çıkabildiğini aklınızda bulundurun. Böyle olmasa bile başarılı bir doktordan, mühendisten veya avukattan insanlığa, komşusuna, akrabalarına, ülkesine, en basiti anne ve babasına bile hayrı olmayan nitelikte kalitesiz insanların yetiştiğini unutmayın. Diploma elbette bir şeydir ama her şey değildir. O yüzden tam da karnelerin alındığı bu günlerde, çocuklarınızın dersler haricinde onları insan kılacak vasıflarının, eğitimle gelişip gelişmediğine lütfen bakın. Onların kalplerini yoklayın. Bu yazımızı sosyal medyada paylaştığım Muhammed’in küçük ama güzel hikayesi ile bitireyim.

“Muhammed'in karnesinde matematiği zayıftı. Ama gece yarısı sıcak yatağından kalkıp, sokakta ki kedi ve köpekler için topladığı yiyecekleri onlara verir ve onları çok severdi. Mahalleye girdiğinde bütün sokak hayvanları onun peşinden koşardı...!!

Yani Muhammed’in adı gibi güzel bir kalbi vardı. Ama matematiği zayıftı. Belki mühendis olma ihtimali yoktu ancak iyi bir insan olması kuvvetle muhtemeldi...!!”

Anneler/babalar… Muhammed’den hareketle rica ediyorum ki; karne alınan bugünler çocuklarınızın sadece karnesine değil, kalbine bakma günü olsun...!!

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri