AV. FEVZİ KONAÇ

15 Temmuz Hürmetine

15 TEMMUZ ŞEHİDLERİ HÜRMETİNE

Aradan 4 yıl geçti. Hiç unutmuyorum. İstanbul’da yaşayan ablam aradı ve Boğazköprü’de tankların yolu kestiğini ve ne olduğunu bilip, bilmediğimi sordu. Saat gece 21:45 civarıydı. Darbe girişimi olduğu netleşmeye başladığında evden çıkarken üzerimde buruk bir ürkeklikle kendimi meydanda buldum. Türkiye’nin her yerinden çeşitli haberler geliyor ve meydanda gittikçe artan bir kalabalıkla kendimi meçhule giden bir gemiye binmiş gibi hissediyordum. 3 arkadaş, tamda medresenin önünde otururken bomba ihbarı yapıldığı haberleri geliyor ama tek bir insandan tedbir için bile olsa bir kımıldama veya ortamdan ayrılma refleksi görülmüyordu. 

Gençler, kadınlar, çocuklar ve ihtiyarlar adeta kader birliği yapmışçasına tevekkülle kaderlerine razı olmuşluğun resmini çiziyorlardı. Selalar ve ezanlar yüreklere ferah veren nameleri ile bana hiç o gece kadar lezzetli gelmemişti. Sonunda ölmek bile vardı ama vatan için çarpan yüreklerin sesinden başka sesi duyacak gibi değildik. Aradan birkaç saat geçtikten sonra haberler netleşti. FETÖ ve onun sahipleri Anadolu’ya kastetmişlerdi. Hafızamda bu kaçıncı darbe idi, o anlarda belki akıl edemedim ama bu millete bunu reva görenleri bir kez daha lanetlediğimi unutamam. 

Bugün 4 yıl geçti ve 251 Şehidin hüznü ile geçen sene 15 Temmuz’da içimden geçenleri kaleme almak için klavye başına oturmuştum. İçimden hayatımda ilk defa bir şair gibi 15 Temmuz Destanı’nı kaleme almak geçti. Keşke şair olsaydım, olabilseydim. Şiirler yazabilseydim. Bir şairin naif yüreğinden dökülen satırlar gibi cümleler kurabilseydim. Keşke Abdullah Tayyip Olçok’u bir şehide yakışır şekilde kaleme alabilseydim. Keşke Ankara Gölbaşı’ndaki görev yerinde Şehid edilen polislerimize destanlar yazabilseydim. Boğazköprü’de can veren yiğitlere ağıtlar yakabilseydim. Bu ruh haliyle içimden geçenleri kaleme aldığım satırları, o gece can veren bütün Şehid’lerimizin hatırasına (Fatiha talebimle) yine siz değerli okuyucularımızla paylaşmayı vazife sayıyorum ve sonunda Rabb’imizden bu toprakları bir daha bu acılarla imtihan etmemesi için niyazda bulunuyorum. Her 15 Temmuz’da bu yazıyı tekraren paylaşmayı görev sayıyorum…

15 TEMMUZ ŞEHİDLERİ HÜRMETİNE!!

Şiir yazabilseydim eğer...

Gönlümü açabilseydim mesela

Neler neler söylemek isterdi dilim…

 

Şiir yazabilseydim eğer... 

Kelimeleri konuşturabilseydim şayet...

Mısralarımla ikna etmek isterdim insanları

 

Şiir yazabilseydim eğer...

Kahramanları anlatabilseydim şiirimle... 

Destana çevirmek isterdim yüreğimdekileri...

 

Şiir yazabilseydim eğer...

Anlatırdım…Temmuz’un kar yağmış gibi soğuk,

Donduracak kadar ayaz taşıyabileceğini... 

 

Şiir yazabilseydim eğer...

Öğretirdim… Selaların yıldırımlar gibi çarpacağını, 

Ve geceyi gün gibi aydınlatacağını, tüm Bilim Adamlarına  

 

Şiir yazabilseydim eğer...

Haykırırdım… Milletimin kahramanlıklarının

Tarihte bir hikaye olarak kalmadığını, tüm Tarihçilere…

 

Şiir yazabilseydim eğer...

Anlatırdım… Allahuekber’in icad edilenlerden,

Daha güçlü bir silah olduğunu, tüm Mühendislere...

 

Şiir yazabilseydim eğer...

Söylerdim... yeryüzünde Şehadet şerbetinin lezzetine eş,

Hiçbir  tadın olamayacağını, tüm Gurmelere…

 

Şiir yazabilseydim eğer...

Vatan ne demek, uğrunda ölmek ne demek!

Anlatırdım... kelepçeler ile kapımıza gelen, tüm Hainlere

 

Şiir yazabilseydim eğer...

Öğretirdim… bu ülkede yapılan köprülerin,

Cennete açılan Sıratlar olduğunu, tüm İmamlara...

 

Şiir yazabilseydim eğer…

Anlatırdım... kahramanlığın erkek ve kadınlıkta değil,

Yürekte saklı bir nimet olduğunu, tüm Doktorlara...

 

Şiir yazabilseydim eğer…

Söylerdim… cesaretin tarifinin sözlüklerde değil,

Uçağa parmak sallayan adamın gönlünde olduğunu, tüm Edebiyatçılara

 

Şiir yazabilseydim eğer…

Öğretirdim... Darbeye/darbe yapmanın tarifini

Tanka kafa tutan adamın resmini kitaplara koyarak, tüm Siyasetçilere

 

Şiir yazabilseydim eğer…

Anlatırdım… kurşun geçirmez yeleklerin değil,

Kurşun geçirmez yüreklerin galip geleceğini, tüm Korkaklara

 

Şiir yazabilseydim eğer...

Haykırırdım... emri ilahi ile Şehidlerin ölmeyeceğini 

Ölümsüz olanların ise asla yenilmeyeceğini, tüm Dünyaya Tapanlara...

 

Şiir yazabilseydim eğer... 

Anlatırdım gözyaşlarıyla ANADOLU’nun...

ÖMER yüreklilerin... 

HALİS niyetlilerin... 

DEMİR bileklilerin ülkesi olduğunu 

Tüm kahpece Pusu Kuranlara...

 

Şiir yazabilseydim eğer…

Fısıldardım... hayatın sadece güzel şiir yazmak ve okumak olmadığını,

Aslolanın şiir gibi yaşamak ve ölmek olduğunu, tüm Şairlere...

 

Şiir yazabilseydim eğer…

Şair olabilseydim şayet...

 

“Şehid tahtında Rabb’e gülümser...!!

Ah binlerce canım olsaydı der”...!!

Mısrasını yaşamanın, var olmak olduğunu...

Anlatırdım... Söylerdim... Öğretirdim...

Gençlere... İhtiyarlara... tüm Milletime...!!

 

Kalemin ve bilginin sahibi Cenab-ı Hakk’a hamd ile...

FEVZİ KONAÇ TEMMUZ/2020

2 Yorum

Mustafa KÜÇÜKTE

Mustafa KÜÇÜKTE

15 Temmuz 2020
Kaleminize, yüreğinize sağlık

Ahmet

Ahmet

15 Temmuz 2020
Ancak bu kadar güzel anlatırdı yaşatılırdı 15 Temmuz ...yüreğinize Kaleminize sağlık Ömer yürekli Halis niyetli Demir bilekli canım kardeşim

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri