Mehmet Sürmeli

-YENİ- Emanete İhanet Etmeyelim

EMANETE İHANET ETMEYELİM

Allah Teâlâ, emaneti insana tevdi etmiştir. Emaneti Yüce Allah’tan devralan insanın da sünnetullaha[1] uygun davranarak emaneti en layık insanlara vermesi esastır. Emanetin insana verilmesini muhtevi ayet şöyledir: “إِنَّا عَرَضْنَا الْأَمَانَةَ عَلَى السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالْجِبَالِ فَأَبَيْنَ أَن يَحْمِلْنَهَا وَأَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْإِنسَانُ إِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولً” “Biz, emaneti (Allah’a itaat ve ibadetleri, akıl ve irade özgürlüğünü), göklere, arza ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler; ondan korktular da onu insan yüklendi. İnsan (bu emanetin hakkını gözetmediğinden) cidden çok zalim, çok cahil bulunuyor. (Yani bu emanetin şeref ve kıymeti, mesuliyeti o kadar büyüktür ki, eğer o, şu büyük cisimlere ve yapısı sağlam varlıklara arz edilse ve onların da şuur ve idrakleri bulunsa muhakkak ki bu emaneti yüklenmekten sakınırlar ve ondan korkarlardı. Fakat insan çaresiz olarak bünyesinin zafiyeti ile o emaneti yüklenmiştir).”[2]  Ayetin anahtar kavramı olan emanete şu anlamlar verilmiştir: Akıl, irade, özgürlük,[3] din, dinî teklif ve sorumluluklar; farzlar, Allah Teâlâ’nın koyduğu hududa riayet, itaat, cünüplükten yıkanmak, siyaset, yönetim, vaadler, yapılan sözleşmeler, namus,[4] namaz, oruç, zekât ibadetlerini eda edip haramlardan kaçınmak,[5] mali konularda güvenilir olmak[6] gibi mânâlara gelmektedir. Emanet konusunda en güzel yorumu yapanlardan biri de İmam Mâturîdî’dir. (ö: h. 333) İmam emanet kavramını Kur’an bütünlüğünde ele almıştır. Bu bağlamda emanete; Allah Teâlâ’ya verilen ahidler. Sözler, yapılması emredilen salih ameller, farzlar, insana meşruda kullanması için verilen mallar ve O’nun rızası için feda edilmesi gereken canlar, anlamlarını vermiştir.[7] Ulemamıza göre din de, can da, mal da emanettir. Hepsinin de Allah Teâlâ’nın iradesi çerçevesinde değerlendirilmeleri gerekir.

           Abdullah b. Ömer (r.), Allah’ın insana yüklediği en büyük emanetin namusu; cinselliği korumak olduğuna dikkat çekmiş ve namusun muhafazasının önemine vurgu yapmıştır. Namus emniyetini ihlal eder endişesiyle kulağın, gözün, dilin, ayakların da harama düşmekten engellenmesi gerekir demiş ve bütün bunları korumayı emanet olarak nitelemiştir. Daha sonra da “Emanete riayet etmeyenin dini yoktur.” Hüküm cümlesiyle emanete bakışını beyan etmiştir.[8] Emanete yüklenen bu anlamları bütüncül şekilde düşünürsek mealde tercih ettiğimiz parantez içi anlamlar emanet kavramını ifade etmekte yetersiz kalmaktadırlar. Tüm anlamları aynı anlamda düşünmek ise ilmi birikim ister. Böyle bir durumda ayeti doğru tefsir edip Müslümanların emanet bilinçlerini geliştirmede Rabbani ulemaya görevler düşmektedir. Zira risalet kurumunun mirasçıları olan ulema, Allah’ın ayetlerinin şahitliğini ve murakâbesini yaparak emanet zayi olduğunda; zalim siyasetin baskısıyla emanet ihanete uğradığında devreye girerek, emanet yerini bulana kadar batıl ehline karşı mücadele vermeleri gerekir. Çünkü emaneti ehline teslim etmek için nebevi bir mücadele vermemek veya meydanı zalimlere terk ederek kâfir velayetine doğrudan veya dolaylı destek vermekte emanete ihanettir. Şöyle bir genelleme yapabiliriz. Emanetin bütün çeşitleri siyasal emanetle/velayet hukuku ile bağlantılıdır. Siyasal velayette ihanet ortaya çıkarsa diğer emanet türlerinin tamamı zayi olabilir. Bütün bunlardan dolayı siyaset en önemli emanettir. Olaya buradan bakarsak risalet mücadelesi, emaneti kâfirlere teslim etmemenin mücadelesidir.

[1] Bak: Enam 6/12
[2] Ahzab 33/72
[3] Zuhayli, Vehbe, et-Tefsir’ü-l Veciz, s.763
[4] Taberi, Ebu Cafer, Cami’u-l Ulum, c.X, s.200, 339-340
[5] Bagavi, Mealim’ü-t Tenzil (muhtasar), s.763
[6] Sabuni, Muhammed Ali, et-Tefsir’ü-l Müyessere, s.1061
[7] Mâturîdî, Te’vilât, c. V, s. 183-186.
[8] Şevkani, Feth’u-l Kadir, s.1479

MEHMET SÜRMELİ

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri