MUSTAFA KÜÇÜKTEPE

Meritokrasi Üzerine Bir Deneme (2)

Meritokrasi Üzerine Bir Deneme (2)

                Bir önceki yazımızda Meritokrasi kavramının tanımı, faydaları ve bunun üzerine yazılan yazılardan bahsetmiştik. Bu yazımızda da meritokrasiye karşı duran onu eleştiren insanlar var mıdır? Bunları paylaşacağız.

               Meritokrasi anlayışına karşı olan hatta onun yanlış  ve kötü olduğunu savunan insanlar da olmuştur. Bunlardan biri de Clifton Mark’ tır. Clifton Mark A belief in meritocracy is not only false: it’s bad for you ( https://aeon.co/ideas/a-belief-in-meritocracy-is-not-only-false-its-bad-for-you ) başlıklı yazısında şunları söyler: “Her ne kadar geniş biçimde destek görse de, hayattaki başarı ya da başarısızlığı şanstan ziyade liyakatin belirlediği inancı açıkça hatalıdır. Bu asgari bir durum değil, zira liyakatin bizzat kendisi de büyük ölçüde şansın bir sonucudur. Yetenek ve bazen “sebat / dayanıklılık” diye adlandırılan ‘azimli çaba’ kapasitesi, büyük ölçüde bir insanın genetik yapısına ve yetiştirilme biçimine bağlıdır.Bu, her başarı öyküsünde boy gösteren tesadüfî durumlardan başka bir anlama gelmez. ABD’li ekonomist Robert Frank, ‘Başarı ve Şans’ (2016) adlı kitabında, Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in yıldızlığa yükseliş sürecinde ve aynı zamanda kendisinin bir akademisyen olarak başarıya ulaştığı yolda gerçekleştirdiği riskli girişimleri ve tesadüfleri anlatıyor. Şans, insanlara liyakat vererek ve ardından liyakatin başarıya dönüşebileceği koşullar sunarak gidişata müdahale eder. Bu durum, başarılı insanların çalışkanlığının ve yeteneklerinin inkârı anlamına gelmez. Bununla birlikte, liyakat ve netice arasındaki bağlantının en iyi durumda bile zayıf ve dolaylı olduğunu gösterir.                                                                                                                                                               

              Frank’e göre, bu durum özellikle, bahsedilen başarının büyük ve elde edildiği ortamın rekabetçi olduğu alanlarda geçerlidir. Neredeyse Bill Gates kadar becerikli olsa da dünyanın en zengin insanı olamayan programcılar mevcut. Rekabetçi bağlamlarda, çoğu insan ‘hak eder’ ama birkaçı başarılı olur. İkisini birbirinden ayıran husus, şanstır.Meritokrasinin başarılara sunduğu ahlaki teminat ve kişisel övgülere karşın, hem dünyanın işleyiş biçimine dair bir inanç hem de genel bir sosyal ideal olarak terk edilmesi gerekiyor.                                                                                                                  

               Meritokrasi yanlıştır ve ona inanmak bencillik, ayrımcılık ve şanssızlığa dair kötü durumlara kayıtsızlığı teşvik ediyor.”                                                                                                   

( https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2019/03/21/meritokrasiye-inanmak-sadece-yanlis-degil-kotudur-de/ )

                “Daha önce de belirttiğimiz gibi “Bugün meritokrasi kavramı, sosyal sınıf ve zenginlik kontrol faktörü olmasına rağmen, genellikle toplum içinde yer alan her bir ferde başarı elde etmek için izin veren sosyal bir sistemi tanımlamak için kullanılmaktadır. Fakat Young, kitabında iyi veya kötü olarak tabir edilen insanların, hak ettikleri statüye sahip olduklarını varsayarak meritokrasiyi eleştirmiştir. Çünkü söz konusu kitapta toplum, dikta ile yönetilen üst tabaka ve kendilerini bu elit üst tabakaya karşı savunamayan bir alt tabaka insanlardan oluştuğu belirtilmiştir. Bu nedenle de meritokrasi kelimesi orijinal anlamından çok daha farklı bir şekilde yorumlanarak zalim ve acımasız uygulamaları temsil ettiği belirtilmiştir (Alvarado, 2010:11-12)… Meritokratik sisteme yöneltilen eleştirilerden bazılarını aşağıdaki gibi ifade edilebiliriz (Hyter, 2004:42-43; Meuret, 2001:97-98; Young, 2002:386; Freire, 1998:43):

          Yönetici ve uzmanlar iyi niyetli ve adil olsa da kabiliyeti ödüllendirmek kusurlu olabilir.

          Örgütsel siyaset, önyargı, kayırmacılık, karar verme süreçleri meritokratik prensibini zayıflatabilir. Çoğu insan merit tabanlı bir sistemi destekler, toplumda bazı insanlar da meritokratik değildir. Gücü ve mevkii (aile bağları, zenginlik, sosyal statü, vb.) sayesinde ayrıcalıklardan yararlanmıştır. Bu nedenle teoride takdir gören bu prensip, pratikte nadiren elde edilir.

           Meritokrasi, bilgelik, sosyal sermaye, empati, mizah, sağduyu ve ahlaki değerler gibi faktörleri ortaya çıkaramada eksik kalacak bir sistemdir. Çünkü bu unsurlar belirli kalıplara sığdırılamazlar.

           Meritokraside yeteneksiz kabul edilebilecek kişiler, hiçbir işe yaramadıklarını, hiçbir şey bilmediklerini, bir şeyler öğrenmek için yeterli kapasiteye sahip olmadıklarını, hasta, tembel ve verimsiz olduklarını sıkça uyarlar ve sonunda kendilerinin uygunsuz olduklarına ikna olabilir.” http://iibfdergisi.ksu.edu.tr/tr/download/article-file/107703

 

            Singapur meritokrasiyi kamu politikalarında benimseyen bir ülkedir. 1950’li yıllarda az gelişmiş bir ülke iken bu gün kişi başına düşen yıllık geliri en yüksek devletlerden biridir. Bunun böyle olması, uyguladığı meritokratik yöntemlere bağlanmaktadır. Ancak bunun başarıyı engelleyebilecek ve eşitsizliği artıracak yönlerinin görmezden gelindiği belirtilmektedir.

 

 “Singapur Ulusal Üniversitesi’nin Lee KuanYew Kamu Politikaları Enstitüsü’ne ait bir dijital platform olan Global-is-Asian’da yayınlanan bir çalışma Singapur’da meritokrasinin eşitsizlikleri yeniden üreten yapısal ve kültürel koşullara sebebiyet verdiğini ileri sürüyor.  Akademik yarışın çok yoğun olduğu Singapur’da ekonomik durumu çok iyi olmayan öğrenciler dezavantajlı okullara gidiyor ve en iyi kaynaklara ve eğitime erişimde eşitsizliğe uğruyor. Çocuklarının akademik faaliyetlerine büyük yatırımlar yapma imkânına sahip olan aileler, olmayan ailelere kıyasla avantajlı konumda bulunuyor. Singapur’daki herkese ortak bir ölçüm uygulayan eğitim sisteminin başarılı olanı çok çalışmış ve başarısız olanı gereken çabayı göstermemiş varsayması da sistemin paradoksu olmaya devam ediyor. Bu meritokratik sistem, başarıyı engelleyebilecek olası diğer sebepleri görmezden geliyor.”https://tyap.net/meritokrasi-varsayimi-esitsizligi-mesrulastiriyor

               Meritokrasiyi savunanlar ne kadar çoksa onu eleştiren  ona karşı duranlar o derece azdır. Ülkemizde de henüz yeni tanışılan bir kavram olduğundan üzerinde fazla bir tartışmanın yapıldığını söyleyemeyiz.

               Peki biz ne düşünüyoruz? Meritokrasinin hangi tarafındayız? Savunuyor veya eleştiriyor muyuz? Gelecek yazımızda bunlara cevap vermeye çalışacağız.

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri