MUSTAFA KÜÇÜKTEPE

Darbeler ve Darbeler (II)

DARBELER VE DARBELER (II)

www.mustafakucuktepe.com

Postmodern Darbe/ler

Bir önceki yazımızda askeri darbelerden bahsetmiştik. Bu yazımızda postmodern darbelerden söz edeceğiz. Öncelikle postmodern kavramına bakmakta yarar var diye düşünüyorum. Sıkça kullanılan postmodern darbe kavramı 28 Şubatta ortaya çıkan ancak genellemesine incelenmiş bir kavram değildir. Hatta kavramın darbe için kullanılması uygun mudur değil midir diye de insan düşünmeden edemiyor. Konuyla ilgili yapılmış bir araştırma/inceleme de yok gibidir. Dr. Necdet Şubaşı ‘bir darbeye ad koymak’ başlıklı çalışmasında konuyu enine boyuna inceleyen birkaç kişiden biridir.

“Postmodernlik zamansal olarak modernlik sonrası durumları, düşünce, tasavvur ve eylem alanındaki farklılaşmaları ifade etmek üzere kullanılır… İyimser bir bakış açısıyla postmodernizm, “modernliğin sıkıntıları”nı aşma çabası olarak okunabilir. Modernliğin özellikle Aydınlamacı bir retorikle sıkı sıkıya irtibatlandırılan özü, giderek total, özcü ve nihayet tek biçimci bir düstur arayışı içinde şekillenmiştir. Modernliğin kendi içindeki çelişkilerine dikkat çeken ve bu kumpastan çıkmayı öneren pek çok düşünürün dile getirdiği eleştirilerden hareketle postmodernizm, kendi varlığını modernliğe karşıt olarak konumlandırmakla yetinmeyen, bununla birlikte kendini onun yerine ikame etmeye çalışan sıradışı bir düzenek olarak da görülebilir… Modernlik-postmodernlik eksenleri etrafında patlak veren tartışmalar, gerçekliğin biricikliğiyle çokluğu arasındaki bir gerilime işaret eder. Modernliğin tekçi söylemi, süreç içinde Batılı toplumların ilerlemeci dünya görüşünün harekete geçirdiği tasavvur alanlarını oldukça daraltmıştır. Gerçekte postmodern vurgu, önce sanat alanındaki hakim estetik tahayyülü sarsan ve çoklarınca “uçuk” bulunan ekstrem bir açılımla ortaya çıkmıştı. Modern estetiği tartışmaya açan postmodern analiz, giderek düşünce dünyasındaki belli başlı paradigmaları da özünden tartışılır kılan yeni bir entelektüel güzergâh üretmişti. Sanattan edebiyata, felsefeden gündelik yaşam stillerine kadar hemen her alandaki modern(ist) tasavvur ve projeyle hesaplaşan postmodern(ist) söylem, bir hizipçi unsur olmaktan çok her hizbi insanlık durumunun gelişimi için bir avantaj olarak gö(ste)ren yeni bir dünya tasavvuruna yol açmıştır… Postmodernlik, dünyayı algılama ve ona biçim verme konusundaki belli başlı arayışlar açısından radikal bir dönüşüme işaret eder. Yeni durumlar; yeni zamanların bir imgesi, imajı, hatta yegâne rasyonalitesidir. İçinden geçilen süreç, yeni bir kurgulanım alanının zemini olarak açıklanmıştır. Modern tez, söylem ve argümanların kifayetsiz kaldığı yeni bir dünya söz konusudur. Modernliğin açıklamakta zorlandığı bu dünya, gerçekte farklı anlam kategorilerinin deşifre edilmesinden ibarettir.”

Dr. Necdet Subaşı, 28 Şubat için bu kavramın kullanılmasının uygun olmadığı görüşünü savunmaktadır. “…Sonuç olarak 28 Şubat sürecinin, postmodern sözcüğünün içeriğindeki anlam katmanlarından yola çıkılarak tanımlanması olanaksızdır.” https://www.necdetsubasi.com/calismalar/makale/33-bir-darbeye-ad-koymak-ya-da-postmodern-darbe

Ancak 28 Şubat ‘Postmodern Darbe’si galatı meşhur olarak siyasi tarihteki yerini almıştır.

Aslına bakarsanız hangi postmodern darbeyi yazsam diye düşünmüyor da değilim. O kadar  çok var ki… Atatürk’ün ölümünden sonra Türk parasından Atatürk’ün fotoğrafını çıkartıp kendi fotoğrafını bastıran İsmet İnönü postmodern darbe mi yapmıştır? (İNÖNÜ: ‘Atatürk gibi eşsiz bir kahramanı istihlaf etmiştim (halef olmuştum). Benim için en büyük tehlike onun gölgesi altında erimek ve ezilmek idi. Devlet icraatının bütün sorumluluğu bana ait olmalıydı. Bunun için de kudretim neyse benim damgamı taşıyacak bir dönemin başladığının belli olması gerekiyordu. Paralara resim nakşedilmesi tarihten gelen bir devlet kudreti ve hakimiyeti geleneği idi. http://www.haber7.com/siyaset/haber/313107-inonu-paralara-niye-resmini-bastirdi)

Partilerin, sendikaların, şirket, dernek veya vakıf yöneticilerinin var olan il/ilçe/şube başkanları için “bu, devam edecek” veya var olanı alıp yerlerine “bu, olacak” dedikleri kişilerin seçilmesi/atanması postmodern darbeden başka bir şey midir? Bu ve buna benzer darbelerin sayısını en az benim kadar siz de şimdi düşünüp alt alta bi dünya darbe örneği ekleyebilirsiniz. Fakat ben daha çok 28 Şubat, 27 Nisan, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbelerinin üzerinde durmak istiyorum.

Gelecek yazımızda…

2 Yorum

Alfa

Alfa

06 Mart 2020
Demokrasi mi monakrasi mi?

Turgay Kızılırm

Turgay Kızılırm

06 Mart 2020
Heralde demokrasiye ulaşmamız epey bir zaman alacak gibi görünüyor

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri