ZİNNUR ŞİMŞEK

Şair Şiir ve Gençlik

ŞAİR ŞİİR VE GENÇLİK

Şair, şiir ve gençlik. Üç kelime; üç diriltici güç. Bu üç güç, kendi içinde anlamlı bir bütünü oluşturur.  Şair, şiiriyle, durgun denizleri dalgalandırır, aşılmaz dağlar aşılır, pörsümüş ruhları diriltir,  alınmaz denilen kalelerin surlarında yarıklar meydana getirir.  Şair'in ve şiirin ilk muhatabı gençtir, gençliktir.

Genç, heyecandır, pervasızdır, korkusuzdur, romantiktir ve kabına sığmaz. Şiir ise asırlar geçse de hep tazedir, zindedir ve gençtir. Hayata hareket katan, çağları değiştiren şiir, daha çok gence hitap eder ve onu sarıp sarmalar; çünkü  şiir her zaman gençtir. Her dem taze olan ve statükonun bağrına saplanan üç hançer.  Hüznün, melankolinin, askın, tutkunun   pervasızlığın üç değişik hali.

Her Spartaküs bu arka planda beslenir ve onlardan güç alarak kılıç kuşanır. Her kitle hareketi, şiirle ve gençlikle sahneye çıkar. Bu üçlü nefretlerinde de sevgilerinde de samimidir. 

Şair, kaf dağını aşmak isteyen bir küheylan; çağının tanığı, yürek yangını olan adamdır. Şair, insana, topluma yeni bir umut, eşyaya yeni bir bakış açısı kazandıran, her fecre yeni bir horoz, her çiçeğe yeni bir ussare getiren tılsımcıdır.

Şair, kafasına üşüşen kelimeleri çarmıha gere gere şiirini tamamlar ve insanlığa armağan eder. Bu armağan  insanlığı hedefine vardıran bir ok haline getirir.

“Bunalım dönemlerinde toplumlarda, bütün cinler insanın başına üşüşür, her insanın içinde bir mahşer, bir kıyamettir kopar; şair bu kıyameti ilkin kışkırtır, sonra, bir düzene koyan, bir mizana kavuşturan, kaderin bir pergel ayağıdır. Şair, yılanın tepesinde gül açtırmak, akrebin ağzında tebessüm vücuda getirmek, deve sırtında dans etmek bir kader cambazlığının adamıdır.”

 Şair, kelimelerle mabedi koruyan ve gözetleme kulesinde nöbet tutan bir bekçi ve aynı zamanda da  gaiplerden bize haberler getiren bir habercidir.

Şiir ise, zalimlerin sırtında şaklayan bir kamçı ve zulüm çağlarının suratına tükürülen bir başkaldırıdır. Her kelime her mısra zulüm hisarlarını yıkan bir bombadır. Bir destan anlatımı, hüznün, neşenin, aşkın ve zulüm saraylarının duvarında, yankılanan özgürlüğün destanlaşan sesidir. Zulmün duvarlarını yıkan adaletin narası ve ağıtlaşan acının çığlığıdır.

Şiir, Kerem ve Aslı’nın sevda mektubu, Ferhad'ın kazmasındaki aşkın sırrını bize kadar taşıyandır.

Şiir, vahyin izinden yürür bizde. “Unutmayalım ki, bizde şiir, alnı vahiy ve kıyamet günü ürpertisiyle aşılı hikmetten yanadır; şeytanın dil sürçmesi değildir. şiir; o, özgürlüğü sever; ama bu özgürlük, iğvanın ve iğfalin özgürlüğü değildir.”

Sanat kutsal bir eylemdir. Başkaldırının adresi ve Özgürlüğün ve özgünlüğün sesidir.

Sanatın aynasında güzelleşmeyen hiçbir çirkinlik yoktur.

Gençlik, eski levhalara yeni kıymetler koyan heyecandır, ümittir, bazen yanılmadır, bazen, yatağını bulamayan azgın bir nehir, bazen, bendini yıkan bir sel, bazen bir volkan patlamasıdır.

Hiçbir kitle hareketi yoktur ki, gençliğin diriltici gücünü yanına almadan var olsun.

Bütün kitle hareketlerinin muharrik gücü, kölelerin, ezilmişlerin, unutulmuşların, adalet ve özgürlük taşıyıcısıdır.

Her cihangir gençliğin heyecanını yanına alarak silah kuşanır ve cenk alanına atılır.

Devrimci ruhun ve başkaldırının döl yatağı ve aşkın, sevdanın, tutkunun ateşleyicisidir  gençlik. Özgürlüğün olmadığı yerde hakikat, şiirin tüllerine bürünür. Geçmişin şifreleri onun satırlarındadır. Şiir ve tarih iç içedir.

Şair, şiir ve gençlik; Ümidin, aşkın, çatışmanın, heyecanın olduğu her yerde vardır.

Gençliği, şairi ve şiiri yok saymak, statükoya mahkum olmak, istikbalden ümidi  kesmektir. Gençliğe karşı duranlar tarihin kaza oklarından kendilerini kurtaramazlar. Tarihin yürüyüşü, gençlerle sağlanır ve gençler tarihi yapar. Gençliği yok sayanlar, yok sayılmaya mahkûm olurlar.

Gençlik devrimcidir, çağın suratındaki sivilceleri bir bir ayıklar ve çağa yeni bir heyecan, yeni bir zindelik katar.

Bu üç kelimeye aslında bir de özgürlüğü eklemeliyim.  Özgürlük, bu üç kelimeyi tamamlar ve anlamlı kılar. Bu üç kuvvetin varacağı durak, özgürlüktür.

Gençlik, özgürdür, başkaldırmaya meyillidir, tarihin, geleneğin, hurafelerin baskısından azadedir. Özgürlüğüne vurulan her prangayı reddeder.

Gençlik, sıradanlaştırılmaya, baskı altında tutulmaya isyan eder. Önüne konulan barikatları, engelleri aşıp geçer. Gençliğin sesi, şairin ve şiirin sesiyle, gençliğin gücü, şairin ve şiirin gücüyle birleştiği anda müthiş bir sinerji ortaya çıkar ve özgürlük hüküm ferma olur.

Şair, eskiden olduğu gibi çağın olumsuzluklarına, zulmüne, kıyımlarına karşı direnmeli ve gençliğe  yol göstermelidir.

Şair, Kutsal kitaptan hız ve ilham alarak ilahi hakikatin mesajını en güçlü ifadeyle dillendirmeli ve insanlık türküsünü, yalancılarıyla ve sahteleriyle değil, gerçeğiyle dillendirmelidir.

Şairler bir milletin, ferasetidir; insanlığın dilidir ve toplumun ortak vicdanıdır. Şairleri olmayan toplumlar, dillerini ve vicdanlarını kaybederler. Şair ve şiirin olmadığı bir dünya heyecanın, tutkunun ve ümitlerin kaybolduğu bir dünyadır. 

Biz Yunusla "Aktık denize daldık" " çiğ idik piştik elhamdülillah" ve "herdem taze doğduk," Mevlana’yla; "hamdık, piştik yandık."  Fuzuli'nin Su Kasidesi’yle, Fırat ve Dicle Nehirlerine karışıp, Peygamberimizin ayak toprağına  çağlayıp akmaya , ummana karışmaya çalıştık. Nefi’yle otoriteye başkaldırdık, Nedim ile, zarafetin doruklarına yükseldik, Akif’le, ümmetin hâl-i pür melaline ağlayarak  "Asımın Nesli" ile dirildik.

"Çanakkale Şehitlerine" şiirini Akif yazmamış olsaydı, yüzbinlerce şehit belkide gönüllerde bu kadar makes bulamayacaktı.  Arif Nihat Asya ile, bayrağımıza; yan gözle bakanın mezarını kazdık. Necip Fazılla, "surda bir gedik açtık." Ve tarihimizi “ Sakarya Türküsü”nün  sırtına yükledik.  Karakoç’la, "Hızırla kırk saat “in, izini sürdük.  İsmet Özelin "Amentü"süyle ikrarımızı yeniledik. Ehmedē Xani'nin,” Mem u  Zin' iyle   aşkın ummana daldık ve destanlaştık. İkbal'in, Cavidname’siyle, hakikat peşinde koşan maneviyat yolcusunun bir tür miracını terennüm ettik.

Şimdi ise aynı sevdaları, aynı heyecanları terennüm eden şairlerin şiirlerini gençliğin yüreklerine salmalarını bekliyoruz.  Yakup'un Hz. Yusuf’u beklediği gibi bekliyoruz; ümmetin uyandırılması için bekliyoruz.

Gençliğimizi yoğuracak, İslâm dünyasının dertlerini mısralaştıracak ve gençliğe yol gösterecek Ümmet coğrafyasını heyecanlandıracak şairlere ihtiyacımız var.

"Şair mi? ... Büyük şair elbet... Yoksa onların kırıntılarıyla bir ömür boyu geçinenler değil..."  Şair mi, şair; mutlak, hakikatin kapısında diz kıran ve sırlar kapısını aralayan şair, ümmetin dirilişini terennüm eden şair.

Öleyazmış insanlığı ve ümmeti yeni ufuklara kanatlandıracak ve zalimlere karşı gençliği, büyük başkaldırıya hazırlayacak şair...

Zinnur Şimşek

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri