Kayserianahaber

NESLİ İHYÂ, MEDENİYETİ İNŞÂ MANİFESTOSU

ADNAN KALKAN22 Şubat 202420:3417.710
NESLİ İHYÂ, MEDENİYETİ İNŞÂ MANİFESTOSU

Gerek ülke gerekse bütün insanlık âlemi şu anda topyekûn birçok problem ile karşı karşıya kalmakta ve gerek devletler gerek şahsiyet düzeyinde tehlikeler hüküm süren bir dönemi yaşamaktadır. İnsanlık dil, din, renk, ırk gözetmeksizin bir varoluş ve fıtrat mücadelesi vermektedir. Bir taraftan da fıtrat ve varoluşu sona erdirmek için ifsat komiteleri canla başla çalışmaktadır. Her dönemde olduğu gibi tahripkârlar tahribat yaparlarken, tamir ehli de tamir ile hemhal olmaktadır. Lakin tahrip kolay, tamir zor olduğundan ve tahripkârların sayısı fazla, tamircilerin sayısı az olması sebebiyle insanlık bir nevi uçuruma doğru gitmektedir. Nitekim bir binayı 20 kişi 6 ayda zor yaparken, bir kişi tek başına 1 saatte yıkabilir. Bir uçurumdan insanlığı çevirmek için bazı çalışmalara öncelik verilmek zorundadır.

1. Önce Mevcut Yanlışlar Reddedilmeli
Tarih boyunca mütefekkirler yaşadığı çağı doğru tahlil etmiş ve var olan yanlış düzene kafa tutup yeni düzeni yerleştirmek için mücadele etmişlerdir. Mevcut yanlışların reddedilmesi ile ancak yeni bir düzen kurulabilir. Nitekim fikir adamları, içinde yaşadıkları çağın yanlışlarını yanlış kabul etmedikleri sürece o yanlışla mücadele etmek gibi bir düşünceleri ve fiilleri söz konusu olmayacaktır. Bu yüzdendir ki medeniyeti inşa etmeye çalışan âlimler ve amiller asla içinde bulundukları çağı yaşamışlardır. Mücadeleleri sürekli gelecek zaman içindir.

Adaletsizliğin, hukuksuzluğun, insafsızlığın ve vicdansızlığın hüküm sürdüğü bir çağda öncelikle bu kavramları reddederek yeniden bir İhya ve İnşa medeniyeti kurulması için mücadele edilmelidir.

2. Köklü İnanç Medeniyetine Yolculuk Yapılmalı
İnsanlık tarihi boyunca inanç toplumları diri tutmuş ve adaleti tesis etmiştir. İnancını yitiren fert ve toplumlar ise bunalıma girmiş ve gerek ferdi gerekse toplumsal anlamda sorunlara sebebiyet vermişlerdir.

Bu gün ferdi, ülkeyi, medeniyeti yeniden inşa etmenin en önemli yollarından biri kendi toplum fıtratına uygun kanun/yasalar çıkararak iyi bir denetime tabi tutmaktır. Devlet insanı yaşatmalıdır ki kendi yaşasın. Şeyh Edebali’in Osman Gazi’ye en önemli tavsiyelerinden biri “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” idi. İnsanı yaşatan devletler uzun ömürlü olur, köklü medeniyetler kurar.

Pozitif ayrımcılık adı altında adaletin kılıcı kırılmamalıdır. Kadın-erkek arasında pozitif ayrımcılık gibi adalete zarar veren uygulamalar yerine, kadın da olsa erkek de olsa adaleti tesis eden kanunlar uygulanmalıdır. Kadının beyanı esastır, 6284 nolu yasa, süresiz nafaka gibi pozitif ayrımcılık adı altında aile toplum ve nihayetinde medeniyetimize çok ciddi zarar verilmektedir. Devletin bu anlamda adaleti uygulaması, medeniyetin yeniden inşa edilmesinde ciddi katkısı olacaktır. Nitekim devletin temeli adalettir, kökü yine adalettir.

7. Topyekûn Aile Eğitim Çalışmaları Başlatılmalı
İlhamını kendi medeniyetinden alan, ipi dışarda olmayan sosyologlar, psikologlar, psikyatristler, eğitimciler, en önemlisi anne babalar ciddi bir aile eğitim çalışmaları başlatmalıdır. Hiç bir projeye bağlamadan, birinden destek alma derdine düşmeden, birbirine havale etmeden, nesil yetiştirmeye çalışmalıdır. Yardımı Allah’tan bekleyerek, ihlas ve gayretle çalışmalıdır. Her ferdi bir potansiyel dava adamı olarak görerek toplumun her ferdini yetiştirmeye çalışmalıdır.

8. Sivil Toplum Kuruluşları Sivilleşmeli ve Asli Görevlerini Yerine Getirilmeli
Malumdur ki sivil toplum kuruluşları kendi bakış açılarına sahip siyasi hareketlerin iktidar olmasıyla birçok devlet kapısı, ekonomik kapılar kendilerine de açılır. Tam da bu noktadan sonra sivil toplum kuruluşları sivilliğini kaybetmeye yüz tutar. Sivil Toplum Kuruluşları artık Sivil Devlet Kurumu oluvermiştir. Malum bir sözdür ki “para alan emir alır.” Emir alan ihtiyarını ve idrakını vedahi fikir, vicdanını kaybeder. Yavaş yavaş kendi tabanı ile yabancılaşmış olur.

Sivil toplum kuruluşları toplumu ihya Medeniyeti inşa eden damarlar olması sebebiyle azami dikkat etmeli ve yalnızca Hakka ve Halka hizmet etmelidir. Gerektiğinde devletle ve gerektiğinde bağımsız olarak kanunlar çerçevesinde topluma hizmet etmelidir. Asli görevini icra ederken toplumla bütünleşeceklerdir. Nitekim ikinci toplumsal bunalımı yaşadığımız bu çağda ancak vakıf kültürümüz ile bu bunalımdan çıkacağız.

9. Rol Modellerimize Sahip Çıkarak Neslimizi İhya Etmeliyiz
Bu ümmetin âlimleri nice Melikşahlar, Selahaddinler, Fatihler,  yetiştirmiştir. Lakin maddi saltanatı elinde bulunduranların yanında onlara manevi kuvvet olan İmam Gazali, Akşemsettin gibi Âlimler vardı. Son zamanlarda Âlimlerimize, Eğitimcilerimize ve ebeveynlerimize karşı ciddi bir itibarsızlaştırma operasyonu başlatılmıştır.  Evvela nesli ihya ve medeniyeti inşa etmek için bunlara sahip çıkmalıyız. Alimlerimizi rol model olarak neslimize sunmalıyız. Nitekim rol modeli, öncü irşat ehilleri, Allah dostları olmayan bir nesil zamanla kendi inanç ve yaşam kodlarına yabancılaşır. Böyle bir nesille medeniyet inşa etmek mümkün değil.

Batının ve içimizdeki işbirlikçilerinin bize empoze ettiği seküler yaşamı reddederek bize Hak ve Hakikat yolunu gösteren Gönül Ehli Allah Dostlarına gereken değeri ölmeden önce vermeli ve onların çizdiği yolda Fıtrat Medeniyetini inşa etmeliyiz.

10. Eğitim Ailede Başlar, Ebeveynler Çocuğun Eğitimini Bizzat Üstlenmeli
Anne babalar, daha hayatının ilk yıllarında çocuklarını önce bakıcıya daha sonra ise anaokullarına teslim etmektedir. Okul öncesi öğretmeni(ana okulu) bir anda 20-30 çocukla ilgilenmek zorunda ve ancak müfredat üzere çalışma yapabilmektedir. Maalesef eğitim müfredatımız ise genel anlamda kendi inanç değerlerimize yabancıdır. Ve hatta birçok ders kitabı İslam dinine aykırı bir içeriğe sahip olabilmektedir.

Anne babalar çocuklarını bakıcı ve eğitim kurumlarına teslim etmekle onların sorumluluklarını taşıdıklarını ve yerine getirdiklerini düşünmeleri sebebiyle, zamanla ebeveyn ve çocuk birbirine yabancılaşmakdadır. Anne babalar havalecilikten yakalarını kurtarıp kendi çocuklarını bizzat kendileri yetiştirmeye çalışmalı ve gerektiğinde ciddi bir takiple çocuklarının eğitim hayatını takip etmelidir. Hiçbir insan anne baba kadar çocuğuna faydalı olamaz. Nitekim hesap günü de en evvel kendi çocuklarından sorumlu olacaklardır.

11. İnsan ve Devletin Geleceğine Zarar Veren Her Türlü Yapı ile Mücadele Edilmeli
Her devletin ve milletin içinden çıkıp celladına aşık olmuş birey ve kurumları vardır. Bunlar hizmet adı altında toplumu hezimete uğratanlardır. Kendisini hak ehli olarak sunarlar. Lakin özünde Hakka düşmandırlar.

Bu gün kadını koruduğunu iddia eden feminizm akımı, kadına en büyük zararı vermiştir. Kadını fıtratından koparmaya, aile yapısını dağıtmaya çalışmaktadır. Boşanana kadar kadının zihnini kirletip boşandıktan sonra onu zor bir yaşamda kendi haline bırakmakta ve zehir zemberek bir hayata maruz bırakmaktadır.

Devlet kendi milletini korumak zorundadır. Zarar verecek her türlü yapı ile mücadele etmelidir. Sivil toplum ise bütün olarak bu konuda devlete destek olmalıdır.

Bu gün en büyük sorun insan fıtratını bozmaya çalışan yapıların medya ve sosyal hayatta aktif çalışmasıdır. Gerek hukuk gerekse RTÜK bu konuda hassas bir şekilde çalışmalıdır. Gereken yasalar değişmelidir.
Devlet ve millet inanç ve fıtrat üzere bir olursa, onu top sindiremez.

Adnan Kalkan
adnankalkan01@gmail.com
Twitter: @adnankalkan01
YouTube: Adnan Kalkan
instagram: adnankalkan01

Facebook: adnankalkan01

Bu haberi paylaş

Habere Tepki Ver (0)

Yorumlar

Yorum Yaz

WhatsApp İhbar