“İLİM KENDİN BİLMEKTİR”

“İLİM KENDİN BİLMEKTİR”
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Ya nice okumaktır
Aşık Yunus, ilimden maksadın ne olduğunu bir şiirle, bir kıta ile hatta bir mısra ile özetlemiş. Gönül insanlarının ortak özelliği bu herhalde. Bir sözleri bazen bin kütüphaneye bedel. Aşk ve muhabbetle, yanarak ve yaşayarak, gönülden dökülen kelamın farkı. Biz de anlamaya çalışıyoruz.
Anladığımız kadarıyla ilim, evvela kendisinin ne anlama geldiğini doğru bilmekle başlar. İlmin bilgisini doğru bilmek, ilim yolculuğuna sahih bir şekilde devam etmeyi beraberinde getirecektir.
İlim talebesinin ilim yolculuğundan muradı nedir? Bu yolculuk, hak ve hakikate giden bir yolculuktur. Şayet talip, kendini tanıyarak öğrendiklerini ameline, ahlakına, nefis terbiyesine yansıtamazsa ilim öğrenmek beyhude bir çabaya dönebilir.
Nicemiz okuduğumuz okullarla, akademik çalışmalarımızla, ders aldığımız hocalarımızla övünürüz. Peki alimin sahip olduğu ilimlerin amele yansıyıp yansımamasının testi nasıl yapılacak? Öncelikle Allah’ın bize bahşettiği lütuflardan dolayı acziyetimizin farkına vararak ilmimizle övünmeyi terk etmeliyiz.
Şeytan, cinler arasında ilim ve kariyer sahibiydi. Peki ya sonra... İnsana secde emri verilince bütün varlıklar secde etti, o ise kibirlenerek Allah’a isyan etti. Yine insanlık tarihinde ilim ve kariyer sahibi olup ilmiyle amel etmeyenlerin en meşhur örneği ise A’raf Suresi 175. Ayet’te de geçen ve müfessirlerin ittifak ettiği Bel’am’dır. Bel’am, büyük bir alim ve makam sahibi imiş. Fakat ilmiyle böbürlenip Allah’a isyan ettiği için kötü örnekler arasına girdi.
O zaman ilim yolculuğunda Efendimiz Aleyhisselam’ın şu duasını sıkça yapmalıyız:
“Allah’ım! Bana öğrettiğin ilim ile beni faydalandır, bana fayda verecek ilmi öğret ve benim ilmimi artır. Her hal üzere Allah’a hamd olsun. Cehennem ehlinin halinden Allah’a sığınırım.”(Tirmizî, Deavât,129)
Burada önemli olan nicelikten ziyade nitelik olsa gerek. Her amelimizde olduğu gibi ilim yolculuğunda da niyetimizin ihlaslı ve sadece Allah için olması, en öncelikli şarttır. Sanırım Ahiret’te öncelikle buradan hesaba çekileceğiz.
Yunus Emre, bu şiirde genel olarak okumanın ve ilimle meşgul olmanın kişinin davranışlarına ve ahlakına yönelik bir faydasının olması gerektiği hususunu bize öğretir.
Son kıtada buna şu şekilde vurgu yapar:
Yunus Emre der Hoca
Gerekse var bin hacca
Hepisinden eyice
Bir gönüle girmektir
Gönül Dostu Yunus Emre bir başka şiirinde ise asıl meselenin gönüllere girme olduğunu şu şekilde dizelerine yansıtmıştır:
Ben gelmedim kavga için
Benim işim sevi için
Dost’un evi gönüllerdir,
Gönüller yapmaya geldim.
O zaman peygamberlerin, sadıkların, şehitlerin ve salihlerin ortak özelliği “gönül yapmak ve bir gönle girmek” olsa gerek. Hedefimiz gönülleri fethetmek ve bir gönle girmek olmalı. Aksi takdirde istediğimiz kadar ilimle uğraşıp, ibadet edelim gönül yapacağımız yerde şayet gönül yıkıyor, kalp kırıyor isek kendimizi gözden geçirmeliyiz.
Hicri Yılınız mübarek olsun. Rabbim nice yıllara sıhhat, afiyet ve iman selameti ile erişmeyi nasip ve müyesser eylesin.
