İLİM

İlim, Kur'an'da isim ve fiil kalıbıyla sıkça geçen Arapça bir kelimedir. Kainatta insanın bilmediği şeyleri, akıl ve ilham yoluyla maddi-manevi gelişimine vesile olacak şekilde öğrenmesine ilim denir. Hakkıyla bilen kişiye de âlim denir. Ayet ve hadislerden anladığımıza göre ilim, sadece bilgi depolama değildir. İçinde amele dönüştürülecek bir anlamı da barındırır. Rabbimiz bu hususu ilmin başı olan “oku!” emri ile Alak Suresi’nde şu şekilde beyan etmiştir:
“Yaratan Rabbin’ in adıyla oku!
O, insanı asılıp tutunan zigottan yaratmıştır.
Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin sonsuz kerem sahibidir.” (Alak, 1-5 )
Soru sormak, öğrenmek, okumak, yazmak insanın en temel ihtiyaçlarındandır. Alak Suresi’nde tabiri caizse Allah, bize bunun ahlakını öğretmiştir. Okuma ve ilim ile uğraşma eyleminin Allah’ın adıyla olması gerektiği 1. Ayet’te vurgulanmıştır. Aynı zamanda bu ayet, İslam’ın inşasının okumaya ve ilme dayalı olduğunu da bize gösterir. Rabbimiz, ilmin ancak hak ve hakikate ulaşmak ve daha iyi kulluk yapabilmek için gerekliliğini bu ve benzeri ayetlerle bize bildirmiştir.
İlim öğrenmek, erkek ve kadın her Müslüman için Farzı Ayın’dır. Burada kastedilen ilim, sadece belli kişilerin veya topluluğun öğrendiği matematik, coğrafya, felsefe, kelam gibi ilimler olabilir mi? Burada Farz-ı Ayın olan ilim, her bir ferdin bizzat öğrenmesi zorunlu olan ilimdir. İmanın şartları, abdest, namaz ve oruç gibi ibadetlerin nasıl yapılacağı ile helal ve haram sınırlarını bilmek bu gruba girer.
İlim-iman-niyet-amel arasında sıkı bir bağ olduğuna inanıyorum. Her Müslüman’ın ilim konusu açıldığında söylediği “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” ayetini siyak ve sibakına bakarak okursak ayet, Allah ile menfaate dayalı bir ilişki kuran inkarcıların durumundan bahsederek başlar. Son kısımda ise ilim sahibi olanla olmayanın kıyaslaması, Allah’a olan inancımızın durumuna göre yapılmıştır.
“İnsanın başına bir sıkıntı geldi mi Rabbi ’ne yönelip O’na yalvarır; sonra Rabbi ona katından bir nimet verince, daha önce yalvardığını unutarak yolundan saptırmak için Allah’a eşler koşmaya kalkar. De ki ona: “İnkârcı tutumunla biraz eğlenedur bakalım! Gerçek şu ki sen ateşi boylayacaklardan birisin!”
“(Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde halinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbi’nin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’ Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.” ( Zümer, 8, 9 )
Bu ayetten de anlaşılacağı üzere ilim, insanın tefekkür edip akıl edeceği inancı üretir. Üretmelidir de. Aksi takdirde o ilim, ilim değil, olsa olsa bilim olur vesselam.
