Mustafa KÜÇÜKTEPE

Gönül Dostu

GÖNÜL DOSTU

www.mustafakucuktepe.com

       Dostluk, arkadaşlık, kardeşlik... Gönülden bağlılık... İçten samimiyet... Herhangi bir kan veya hısımlıkla değil candan bağlılık... Kendisi için istediğini kardeşi için de istemek...      

       Kişinin kimliğini, kişiliğini ele veren birlikte olduğu dostları, arkadaşlarıdır. İyi veya kötü alışkanlıkları kazandıran veya onları yok eden dosttur, arkadaştır. "Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim." Bu yüzdendir ki arkadaş/dost seçimi bu denli önemlidir. Seçtiğin arkadaşın dost olmalıdır. Sırdaş olmalıdır. İlaç olmalıdır. Seni samimi olarak sevmeli, sana içten bağlanmalıdır. Arkadaş arkadaşa ayna tutmalı ona kendisini göstermeli, doğrularını takdir etmeli, yanlışlarını ise düzeltmesine yardımcı olmalıdır. Dost acı söylemez, acıyı dostça söyler.

       Fikirlerinden yararlanabildiğiniz, düşünceleri ile yolunuza ışık tutabilen arkadaşlarınız sizin sadece bu gününüzde değil yarınınızda da mutlaka olması gereken insanlardır.

       Arkadaş sizin yönünüzü her zaman doğru tarafa çeviren insanlar olmalıdır. Arkadaş ve dost ayağını yılan deliğine koyabilmeli, dışarıda kendisini öldürmeye gelen silahlı insanlar olduğunu bile bile senin yerine yatağında yatabilmelidir.

       İslâm’da kardeşlik, bütünüyle inanç esasına göredir. Kardeş olmak; arkadaş ve sâdık dost olmaktır. Bunu fiilen göstermek, sevmek, saymak, güvenmek, merhamet etmek, yardımlaşmak ve dayanışmaktır. Bunlar olmadan kardeşliğin bir anlamı olmaz. Kur’an-ı Kerim’in öngördüğü kardeşlik, bütün bunları kuşatan bir içeriğe sahiptir.

        Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyruluyor: “Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri sever; onlara verilenlerden içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar. Nefislerinin tamahkârlığından korunabilmiş kimseler; işte onlar saadete erenlerdir.” (Haşr 9)

       Bu ayet-i kerime, kardeşlik ve sevgi dini olan dinimiz İslâm’ın iki rehber nesli, Muhacir ve Ensar’ın kardeşlik ve muhabbetleri üzerine nâzil olmuştur.

       Kardeşliğin en güzel örneğini asr saadette Ashab-ı Kiram ortaya koymuşlardır. Muhacir ve Ensar ilişkisi; kardeşliğin ne anlama geldiğini bizlere gösteren en mükemmel numunedir. Medineli Müslümanlar, her şeylerini Mekke’de bırakıp gelen Mekkeli Muhacir kardeşlerini kendilerinden daha üstün tutmuşlar, onları hiçbir konuda yalnız ve yardımsız bırakmamışlardır. Tarihin gördüğü en önemli dostluk/kardeşlik tablosu Medine'de yaşanmıştır. Tarihte eşine az rastlanır bir gönül bağı kurulmuş, paylaşım örneği gösterilmiştir. Şüphesiz hepsi önemli ama beni en çok etkileyen Abdurrahman b. Avf ile Sa’d b. Rebi’in kardeşliğidir. Abdurrahman b. Avf, Medine’ye hicret edince Peygamberimiz Abdurrahman b. Avf ile Ensar’dan Sa’d b. Rebi’in kardeş olduğunu ilan etti. Sa’d b. Rebi’, Abdurrahman’a:

— Kardeşim! İşte evim, yarısı senin, işte mülküm, yarısı senin, işte eşlerim, birisini boşayıp sana nikâhlayayım”, diyerek fedakârlığın en güzel örneğini ortaya koymuştu. Ancak Abdurrahman bin Avf, hazırcılığa konmamış ve Sa’d bin Rebi’e,

—Sağ ol kardeşim! Allah aileni de, malını da sana bağışlasın. Sen bana çarşının yolunu göster, diyerek alışverişe gitti. Abdurrahman alışveriş yaptı. Akşama bir miktar peynir ve yağ ile eve döndü. Çok geçmeden zengin oldu. Günümüz dünyasında böyle br teklife hayır diyebilecek çok az insan çıkar. Ama Abdurrahman (r.a) asla pragmatik düşünmemiş, kendi elinin emeğiyle çalışmayı tercih etmiştir. Kardeşliğin en asilini burada görürüz. Birisi tüm varlığını kardeşiyle paylaşmak istiyor. Diğeri ise pragmatist davranmayıp, tüm bu verilenleri geri çevirip,kendi emeğiyle çalışıp kazanmak istiyor.

       İşte dostluk... İşte kardeşlik... Hiç bir menfaat gözetmeksizin, hiçbir karşılık beklemeksizin dost olma, kardeş olma. Gönülden bağlılık, samimiyet...

       İnsan sevdiğini arkadaşına belli etmeli ve bunu yüzüne söylemelidir. Peygamberimiz mescidde iken bir sahabi kapıdan geçen adamı "Allah için sevdiğini" söyleyince Peygamberimiz "Bunu O'na söyledin mi?" diye sormuş, sahabi "Söylemedim Ya Resulallah" deyince  de "Bunu O'na söyle" buyurmuş, sahabi de kalkıp gidip o kişiye "Ben seni Allah için seviyorum" demiştir. Bunun üzerine Peygamberimiz "Seven sevdiğine bunu söylesin" diye tavsiye etmiştir...

       Sevdiğiniz, sizi seven arkadaşlarınız bol, gönül dostlarınız çok olsun...

5 Yorum

Umut Sevim

Umut Sevim

11 Aralık 2020
ne kadar güzel dile getirmişsiniz, pragmatik düşünmeden dost olabilmek... kaleminize sağlık

Yüksel Kalkancı

Yüksel Kalkancı

11 Aralık 2020
Egoizmin her yanı kapladığı bu çağda umarım yazılanlardan ders alınır. Yüreğinize sağlık.

Osman MUÇHAN

Osman MUÇHAN

12 Aralık 2020
Sizi Allah için seviyorum. Mustafa hocam Emeğinize sağlık

Mehmet Bozyer

Mehmet Bozyer

12 Aralık 2020
Mustafa hocam gerçekten güzel bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık.

İbrahim Yön

İbrahim Yön

14 Aralık 2020
Kaleminize sağlık, çok müstefid olduk

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri