Asya Beyza Şahin

Üniversite Okumayan Kalmadı

 

ÜNİVERSİTE OKUMAYAN KALMADI

Aslında baktığımızda ne kadar havalı bir başlık değil mi? Yahu ülkede eğitim oranı ilkokul seviyesinden üniversite seviyesine yükselmiş. Tam anlamıyla gelişmişlik göstergesi! Peki arka planda havalar nasıl? Koskoca ülkede eğitim o kadar düzensiz ve disiplinsiz bir hal almış ki, herkesi üniversiteli yapmışlar. İşsiz sayısı desen almış başını gitmiş.

Hayat dediğimiz şey mezun olunca ne iş yapacağım? Kamu da memur mu olsam acaba en azından işim garanti olur ya da yok ya en iyisi siyasetçi olmak hiç yoksa maaşım yüksek olur gül gibi geçinir giderimden mi ibaret sizce? Eğer hayatı sadece maaş penceresinden değerlendiriyorsanız değiştirmemiz gereken bazı şeyler var demektir.

Bu yazıyı bundan 5 sene önce ‘yazılımcı’, 3 sene önce ‘hukukçu’ olmak isteyen ancak zamanla doğru kararı vermiş en iyi ‘terör uzmanı’ bir bürokrat olarak yazacağım günler gelecek elbette. Ancak bugün sadece geleceğin en iyi terör uzmanı iyi bir bürokrat olmayı hedefleyen öğrenci olarak yazıyorum. Günümüz gençleri biraz farklı. Peki farklı derken ne demek istiyorum?

Örneğin gençlerde gelecek kaygısı yok ama geçinme kaygısı var. Önlerinde su gibi akan, her anı değerlendirilmesi gereken bir hayat varken çeşitli sosyal medya platformlarını sadece ‘like’ almak için ya da popülerlik seviyesini artırmak için kullanmaktadırlar.

Ortaçağ dönemindeki gibi artık insanları köleleştirmek için sırtlarında su taşıtmaya gerek yok. Çünkü insanlar kendiliğinden bu sisteme adapte oldular. Hayatlarında ki çabasızlıktan bir meslek türettiler, adı da ‘Influencer’.  Bu süreç ilk olarak herkesin instagram uygulamasını indirerek gelişen dünyaya ayak uydurma çabasıyla başladı. Sonrasında bu macera robotlaştırmaya gerek bırakmayan bir topluluk yarattı.

Değişmesi gereken fikirler, düşünceler varken değişen sadece elbiseler ve saçlar oldu. Bugün öğrenciler mezun olduklarında iş bulamamaktan dolayı yakınıyorlar, haklılarda... Elbette bu sorun hükümet politikalarının istihdam eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Ancak bugün üniversite mezunlarının birçoğunun hayat vizyonunun düşük olması bu sorunu ikiye katlıyor.

Kafamızdakilerden çok kıyafetlerimizi değiştirmekle uğraşıyorsak ülkemiz üzerine kalkınma ve refah konusunda söz söylemeye ne kadar hakkımız vardır acaba? Bugün bir yaşıtınızla hayat üzerine konuşmayı deneyin. Büyük bir ihtimalle o da sistemin kölesi haline gelmiştir ve geçinme odaklı yaşayan, idealleri olmayan bir kişidir. Bir noktada karnı aç olanın demokrasiyle işi olmaz sözü çınlıyor kulaklarımda.

 Dünyaya bakış açımızı değiştirmenin vakti geldi ve geçiyor bile. Son olarak özel günlerde sıkça dile getirdiğimiz devletim, bayrağım konuşmasının üzerinde durarak yazımı şu şekilde tamamlamak istiyorum. Atalarımızın bize miras bıraktığı bu devletin temellerine çoktan ihanet ettik bile en azından ben öyle düşünüyorum. Çünkü bu devlet kuruldu kurulalı sadece özel günlerde devlet olduğu hatırlandı, Cumhuriyet nesli olduğumuzu sadece 29 ekimlerde ve kasımlarda hatırlar olduk. Ancak bu demek değildir ki umut yok. Türkiye yeniden güç kazanabilir, imkansızlık sadece korkaklara özel bir durumdur. Önce kendini eğit, sonra toplumu eğit. Halk için Halkla beraber.

 

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri

    Bu yazarın başka makalesi yoktur.