Şehrin Sohbetlerine Katılan Mustafa Yalçın'ın Yaşadıkları 'Hayret' Dedirdi

TALAS BELEDİYE BAŞKANI YALÇIN, “SELAMÜNALEYKÜM DİYEMEZDİK” “KAYSERİ’DE 94 RUHUNU YAŞATTIK” “ERBAKAN HOCA HAREKETİNİN SIRADAN BİR SİYASI HAREKET OLMADIĞI ANLAŞILDI” “ÇOCUKLARIMIZI KUR’AN VE SÜNNET İLE BESLEMELİYİZ”

ŞEHRİN SOHBETLERİ’NE KATILAN MUSTAFA YALÇIN’IN YAŞADIKLARI ‘HAYRET’ DEDİRDİ

Kayseri Cihannüma Derneğinin "Şehir Sohbetleri" mart ayı konuğu Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın oldu. “Nasıl Bir Gençlik” hayal ettiğini anlatan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, 25 yıl önce yaşadıklarını da anlattı. Dönemin valisinin baskılarından bahseden Yalçın, “Resmi görevimiz nedeniyle gittiğimiz kurumlarda Selamünaleyküm” diyemezdik, diyerek büyük baskı altında olduklarını ifade etti.

Kayseri Cihannüma Derneği’nin her ay düzenlediği “Şehir Sohbetleri” programının mart ayı konuğu olan Yalçın, zamanın değiştiğini ve her çocuğun elinde şu anda telefon bulunduğunu ve manevi olarak birçok gereksiz şeyle beslendiğine dikkat çeken Talas Belediye Başkan Mustafa Yalçın, “Biz Allah rızası için diğer insanların ahirette mutlu olması için çalıştık” diyerek çocukların Kur’an-ı Kerim ve Sünnetle beslenmesi gerektiğinin altını önemle çizdi. Başkan Yalçın, gençlerin kitaba dokunması gerektiğini, kitap okuması gerektiğini ve çok yetenekli gençlerin bulunduğunu belirterek, Talas’ta açılan 7/24 kütüphaneye gençlerin büyük ilgi gösterdiğini söyledi.

Gençlerin yetişmesi için Talas Belediyesi olarak birçok proje geliştirdiklerini anlatan Başkan Yalçın, sohbette yıllar önce gençler için verdiği mücadeleleri, MGV yıllarında Prof.Dr. Necmettin Erbakan zamanında yaptığı çalışmaları ve yaşadıklarını şu şekilde anlattı:

“Bundan 20 sene öncesine kadar Cumhuriyet tarihinde hep ikinci sınıf vatandaş, adeta ülkemizin Kızılderili’si muamelesi gördük. O dönemin valisi zamanı Şaban ayıydı hiç içimden çıkmaz. Yapmış olduğu baskı ve zulümden o kadar etkilendim ki yanına gittiğimde oruçlu idim, ikram edilen çaya karşı oruçluyum demedim.  Yani nafile oruçtu. Adam etrafındaki o kadar insanı nefret ettirecek derecede sıkıştırırdı. 20-25 yıl önceki Kayseri valisi. Yan yana iken nerede Kandil kutlayacaksın, veyahut da Selamünaleyküm diyeceksin. Selamünaleyküm diyemezdik. Hatta öyle ki, biz gideceğimiz zaman günaydın mı desek, merhaba mı desek, hayırlı işler mi desek diye hesap kitap yapardık. Ya böyle bir şey olabilir mi ? Bu kadar psikolojik buhran içerisindeydik. 9 Kasım Cemil Baba'nın vefatının 10. yıl dönümünde bir anma programı yapacağız. O zamanlar Talas Milli Gençlik Vakfı Başkanıyım. Kayseri’de o kadar çok salon yoktu. Bir tane salon var o da tiyatro salonuydu. Kiralamaya gittim. 3 defa müdür ile konuştuğum halde “Bu binayı size kiralamayacağız” dediler. “Ya 3-4 gün önce bir parti başkanı geldi 2 milyona kiraladı, bende parasını verip kiralayayım 1 geceliğine siyası bir şey yapmayacağız” dedik “Olmaz” dediler. Vermediler” dedi.

Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Şükrü Karatepe zamanında yaşananları da anlatan Başkan Yalçın, “Şükrü Karatepe Bey belediye başkanı olunca ben de Kaski'de Daire Başkanı olarak çalışmaya başladım. Bana salonu kiralamayan, bizi belediyeye sokmak istemeyen bu vatandaş 6 ay sonra benim yanıma idari işler müdürü olarak göreve başladı. Allah’ın takdiri işte. Bizler gayretle çok çalıştık ve yılmadık.

Ben belediyeye geldiğimde Şükrü Karatepe Bey beni B.Ş.B Bşk. mız Memduh Bey’den dinlemiş ve Memduh Bey il başkanımız o zaman, -Mustafa Bey birlikte çalışır mıyız? dedi. Tabi ki dedim. Ne yapmak istersin diye sordu bana, bende temizlik işleri müdürü olmak istiyorum dedim. Şükrü Bey Mustafa  neden çöp çavuşluğunu düşünüyorsun, diye sordu. Efendim bizim nesil dindarlar nasıl temizlik yaparmış, bu şehri nasıl tertemiz hale getirirmiş onu göstermek istiyorum, dedim. O zamanlar şehir inanın mezbelelik, pislikten görünmüyordu. Temizlik diye bir şey yoktu. Biz bu işlere talip olduk. O günkü nesillerin samimi böyle bir ruhu var. Biz buna 94 ruhu diyoruz.

Ama çok şükür o günden bugüne çok şeyler değişti. Yani bu arada şunu girmiş olayım Erbakan Hoca hareketinin sıradan bir siyaset- siyasi parti olmadığı anlaşıldı. 1980'de ihtilal olduğunda 2 sene sürdü mahkemeler. Son mahkemesi ne de katıldığımda Erbakan Hocanın ve arkadaşlarının suçu İslami konulardaki hassasiyetleri ve talepleri idi. Lütfi Doğan Hocam ile otobüse bindik, geri dönüyoruz. Tahliye kararı verildi. Lütfi Doğan Hoca cama sırtını verdi. Otobüsün içinde bize doğru döndü elini yukarı kaldırdı. Rabb'im sana şükürler olsun başkalarının liderleri adam öldürmekten, silah bulundurmaktan, adam öldürmeye teşvik etmekten, yargılanırken bizler Elhamdülillah senin kurallarını sevdiğimiz ve savunduğumuz için yargılanıyoruz” dedi.

“Şimdi gençliğin manen beslenme şekilleri farklı. Karşınıza geçip sizi dinleyen bir nesil yok. Biz bir telefon bulamazken şimdi çocukların, gençlerin, büyüklerin elinde telefon ve internet var. Dünya avucumuzun içinde” diyen Talas Belediye Başkanı Yalçın, “Biz başka yerden beslenen yavrularımızı gençlerimizi bu toprakların manevi değeri olan Kur'an ve Sünnet yolunda beslemek durumundayız. Birebir temas bu devirde çok önemli. İnsanlarla birebir ilgilenmek durumundayız. Kitap Kulübü diye kendi içimizde bir haberleşme Whatsapp grubumuz var. Arkadaşlarımız hepsi kitap okur, her hafta bir tanesi okuduğu o kitaptan bahseder. Biz bu yaşta bunu devam ettiriyoruz. Bizler mutlaka etrafımızdaki insanların ve gençlerin kitap okuma, fikir ve aksiyon adına arkadaşı olmalıyız. Gençlere tavsiyemiz bu” diyerek şunları söyledi:

Enderun Müessesesi ne demek? Orta Anadolu'nun sıradan bir köyündeki çocuğun yeteneğini kabiliyetini keşfedip, onu dünya çapında bir Mimar Sinan yapan kuruma Enderun Kurumu deniliyor. Geçen günlerde sosyal medyaya yansıyan ve uzayla ilgili aralarında yorumlar yapan gençler dikkatimi çekti. Konya’da ki çocuklarda oturmuşlar yer minderinde dünya güneş etrafında dönüyor, güneş dünya etrafında dönüyor diye tartışırken, bir tanesi de muziplik olsun diye onları kameraya alıyor. Bu çok doğal gelişiyor. Bu çocukların bu muhabbeti ve varsa bu alandaki yeteneklerinin keşfedilmesi noktasındaki bir kıvılcım olarak biz algılamaz isek kim algılayacak? İletişime geçerek gençlere sordum neye ihtiyacınız var diye. Bir teleskop, fotoğraf makinesi, astronomi konusundaki oyun setleri. Benim burada ki amacım Anadolu toprağındaki kabiliyetli genç yetenekleri keşfetmek.

Bizim çocuklarımızın çok yetenekleri var. Başakpınar’da küçük çocukların Futbol kulübü var. Bir çocuk bir top sektirdi zannedersin Maradona. Şimdi bu çocuğun elinden tutulması lazım. Bu bakımdan sporcu fabrikası ismi ile bir çalışma başlattık.  Yani yetenekli çocukları burada topluyoruz. Kayseri'nin ilk ve tek basketbol milli takımına seçilmiş olan Fatih Solak’ı öğrencilerin başına getirdik. Fatih Solak okul okul dolaşıyor, okul dışındaki zamanlarda çocuklar bizim salona geliyor ve onlara basketbol, aynı zamanda karate öğretiyor.

Bir başka hoca ise tekvando öğretiyor. Yakın zamanda güreşe başlayacağız. Eğitimleri Eski Talas Güreş Eğitim Merkezinde yapıyoruz. Ayrıca Bal Ligi'nde de futbol takımımız mevcut.

Süleymanlı köyünde bir öğretmen var Ağrılı genç bir kardeşim. Atletizmde dünya ikinciliği var. Onu da ailemize kattık. Burada amacımız başarılı sporcuların ilçemizden çıkartıp spor fabrikamıza katmak.” diyerek, gençlikle ilgili her türlü alanda sivil toplum örgütleri, dernek ve vakıflarla birlikte projeler yapmaya hazır olduklarını dile getirerek söyleşiye son verildi.

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Diğer Haberler