Libyalı tarihçi Ali es-Salabi: Osmanlılar, Libya'ya halkın talebi üzerine girdi

Libyalı tarihçi Ali es-Salabi, "Osmanlıların Libya'ya girişi, halkın talebi üzerine olmuştur. Önce Libyalılar, Osmanlıları davet etti. Daha sonra Osmanlılar, Libyalılara, İspanya ve Malta şövalyelerine karşı mücadelelerinde yardım etti." dedi.

Libyalı tarihçi Ali es-SalabiOsmanlı Devleti'nin halkın talebi üzerine Libya'ya girdiğini ve ülkenin kalkınmasına katkı sağladığını ifade etti.

Salabi, AA muhabirine verdiği röportajda, Türkiye-Libya ilişkilerinin tarihine ait bilgiler vererek, Osmanlı Devleti'nin bölgeye gelişi konusunda değerlendirmelerde bulundu.

İspanya'ya ait filoların 1510'da Trablus'a saldırı düzenlediğini ve halkın direnişine karşın kenti istila ettiğini söyleyen Salabi, kentin düşmesine rağmen halkın İspanyol istilası karşısında direnişe devam ettiğini aktardı.

Salabi, halkın, kenti abluka altına aldığını, bunun da İspanyolları 1530'da Trablus'u Malta şövalyelerine (Haçlı Aziz Yuhanna Şövalyeleri) bırakmaya zorladığını belirtti.

"Trablus'ta mücadele veren halk, Osmanlı Devleti'nden ülkelerini kurtarmalarını istedi. Libyalılar ile Türkler arasında doğrudan ilişkinin başlamasıyla Libya tarihinde yeni bir aşamaya girildi." diyen Salabi, Osmanlıların, Kuzey Afrika'daki Haçlı etkisinin azaltılmasına katkı sağladığını söyledi.

Salabi, Osmanlıların, birçok savaşa katıldığını ve "İspanyolların kalbine korku saldığını" ifade ederek, çoğunluğu Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki savaşlarla, İspanyol filolarının hedef alındığını dile getirdi.

Tacura heyetinin İstanbul'a gelerek yardım istemesi

Salabi, tarih kaynaklarında, İspanyolların Trablus'un batısını işgal etmesi üzerine, Tacura ilinden bir heyetin deniz yoluyla İstanbul'a gelip, dönemin hükümdarı 1. Selim'den (Yavuz Sultan Selim) Haçlıların saldırıları karşısında yardım istediği bilgisinin yer aldığına işaret etti.

"Tacura'dan İstanbul'a giden heyet, Osmanlı Sultanı'ndan Trablus'u İspanyollar ve Malta şövalyelerinden kurtarmasını istedi." diyen Salabi, "Heyeti sıcak karşılayan Osmanlı hükümdarı, onları dinledi. Görüşmede Arapça bilen Murad Ağa, tercümanlık yaptı." diye konuştu.

Salabi, 1. Selim'in ardından hükümdar olan Kanuni Sultan Süleyman'ın Murad Ağa'yı bir filo ve bir miktar askerle Tacura'ya yerleştirdiğini belirterek, bunun, Osmanlıların, Cezayir, Tunus, Libya gibi Kuzey Afrika sahillerine gelişlerinin, bölge sakinlerinin talebi üzerine gerçekleştiğinin kanıtı olduğunun altını çizdi.

Libyalı tarihçi Salabi, Osmanlı Devleti'nin Libya'da bulunma sürecini şöyle özetledi:

"Osmanlıların Libya'ya girişi, halkın talebi üzerine olmuştur. Önce Libyalılar, Osmanlıları davet etti. Daha sonra Osmanlılar, Libyalılara, İspanya ve 1530'da onların yerini alan Malta şövalyelerine karşı mücadelelerinde yardım etti. Osmanlı'nın 1551-1911 yıllarında Libya'nın tümüne yönelik egemenliği de kabul edilmiştir. Yani bazılarının iddia ettiği gibi işgal değildir."

Salabi, Tacur'dan İstanbul'a heyetin gelmesini, "Osmanlı Devleti ve Müslümanlara yönelik düşmanca tavrıyla bilinen oryantalistlerin dışında kimsenin inkar etmediğini" vurguladı.

Osmanlı Devleti'nin Libya'daki reformları

Libyalı tarihçi, istiladan kurtarılan Trablus'un daha sonra resmi olarak Osmanlı Devleti'nin bir vilayeti olduğunu, Lübnan'daki Trablus kentinden ayrılması için de "Trablusgarp" şeklinde isimlendirildiğini söyledi.

Salabi, Trablusgarp'ın 1864'te Osmanlı eyaleti olmasıyla Libya'daki Osmanlı döneminin başladığını, Karamanlı Hanedanlığı dönemine kadar bölgedeki valiliklerin sayısının 44'e yükseldiğini söyledi.

O dönemde yerel kabileler ve klanların ülke topraklarında etkin şekilde yayıldığı Libya'nın, Fatimiler, Muvahhidler, Memluklular gibi mücavir iktidar aileleri tarafından sözde yönetildiğine işaret eden Salabi, "Osmanlı Devleti'nin bölgede sağladığı avantajlardan biri de Libya'da merkezi-modern bir devletin çekirdeğinin oluşturulmasıdır." ifadesini kullandı.

Salabi, Osmanlı Sultanı tarafından doğrudan vali atanmasıyla Libya'da fiili bir merkezi yönetim sisteminin oluşturulduğunu, yönetimin Murad Ağa gibi Osmanlı ordusuna ait isimlerle desteklendiğini belirtti.

Libyalı tarihçi, merkezi yönetim sisteminin yanı sıra yapılan değişiklikleri şöyle anlattı:

"Osmanlılar, Libya'daki yönetimleri sırasında gazetecilik faaliyetlerini teşvik etti. Yargı, eğitim, ziraat, ticaret ve imar alanlarında kalkınma çalışmaları gerçekleştirdi."

Yönetimi, Karamanlı Ahmed Bey'in devraldığı 1711'e kadar idare sisteminin bu şekilde devam ettiğini kaydeden Salabi, Ahmed Bey'in "idarenin babadan oğula kalması geleneğini" başlattığını ve Karamanlı Hanedanlığı'nı kurarak Bab-ı Ali adına yönetimi devraldığını belirtti. 

Salabi, Osmanlı Devleti'nin yönetimi sırasında merkezi otoritelerini güçlendirmeyi, böylece istikrarı kuvvetlendirmeyi amaçladığına işaret ederek, bölgede ticaret ve tarım faaliyetlerinin geliştiğini, şehirlerin büyüdüğünü, göçebelikten kentsel yaşama doğru bir yönelişin olduğunu aktardı.

Diğer Haberler

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Diğer Haberler