Kayserianahaber

PROF. DR. ALİ RAMAZAN BENLİ: “SAĞLIK SİSTEMİNDE DÖNÜŞÜMÜN İKİNCİ AYAĞININ TAMAMLANMASI GEREKİYOR”

Birlik Vakfı’nda düzenlenen söyleşide konuşan Prof. Dr. Ali Ramazan Benli, Türkiye’nin sağlık sisteminin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aile hekimliğinin güçlendirilmesi, kademeli sevk zincirinin hayata geçirilmesi, sağlık çalışanlarının mesleki gelişimi, yerli ilaç ve tıbbi ürün üretimi ile pandemi döneminde edinilen tecrübeler söyleşinin öne çıkan başlıkları oldu.

5 Kasım 202603:08103
PROF. DR. ALİ RAMAZAN BENLİ: “SAĞLIK SİSTEMİNDE DÖNÜŞÜMÜN İKİNCİ AYAĞININ TAMAMLANMASI GEREKİYOR”

Birlik Vakfı’nda düzenlenen söyleşide konuşan Prof. Dr. Ali Ramazan Benli, Türkiye’nin sağlık sisteminin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aile hekimliğinin güçlendirilmesi, kademeli sevk zincirinin hayata geçirilmesi, sağlık çalışanlarının mesleki gelişimi, yerli ilaç ve tıbbi ürün üretimi ile pandemi döneminde edinilen tecrübeler söyleşinin öne çıkan başlıkları oldu.

Gemini Generated Image wsuv0uwsuv0uwsuv

3 Kasım 2026 tarihinde Birlik Vakfı’nda gerçekleştirilen söyleşide Prof. Dr. Ali Ramazan Benli, Türkiye’nin sağlık sistemini farklı boyutlarıyla ele aldı. Sağlık hizmetlerinin yalnızca hastanelerin ve hekim sayısının artırılmasıyla geliştirilemeyeceğini belirten Benli, birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, sağlık kuruluşları arasında etkili bir iletişim kurulması ve sağlıkta üretim kapasitesinin artırılması gerektiğine dikkat çekti.

Aile hekimliği sağlık sisteminin danışmanlık merkezi olmalı

Sağlık sistemindeki önemli sorunlardan birinin hastanın bütüncül biçimde takip edilememesi olduğunu belirten Benli, birinci basamak sağlık hizmetlerinin bu açıdan taşıdığı öneme işaret etti.

Karın ağrısı şikâyetiyle hastaneye başvuran bir hastanın dahiliye, genel cerrahi ve kadın hastalıkları gibi farklı branşlara yönlendirilebildiğini, ancak bu süreçte hastanın bütüncül takibinin yeterince sağlanamadığını ifade eden Benli, aile hekiminin yalnızca muayene yapan bir hekim değil, aynı zamanda kişinin profesyonel sağlık danışmanı olması gerektiğini söyledi.

Bu işlevin yeterince yerine getirilememesinin iki temel sebebi bulunduğunu belirten Benli, aile hekimlerinin mevcut sisteme ilişkin bazı çekincelerinin ve vatandaşların aile hekimliğini sağlık hizmetlerinin ilk başvuru noktası olarak benimsemekte yaşadığı sorunların aşılması gerektiğini vurguladı.

Benli, sağlıkta dönüşümün ikinci aşamasının tamamlanabilmesi için kademeli sevk zincirinin hayata geçirilmesini önerdi. Aile hekimlerinin gerekli gördükleri hastaları üst basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirmesi, hastanelerdeki uzman hekimlerin de muayene ve tedavi sonrasında hastanın takibine ilişkin bilgileri aile hekimine iletmesi gerektiğini belirtti.

Bu sistemin dijital altyapıyla desteklenmesinin önemine değinen Benli, aile hekimi ile uzman hekim arasında karşılıklı bir iletişim ve değerlendirme mekanizması kurulması hâlinde sağlık hizmetlerinin verimliliğinin önemli ölçüde artacağını ifade etti. Randevu sistemindeki aile hekimlerine ayrılan %10 luk oranın kademeli olarak %70 e kadar artırılması gerekliliğini vurgulan Benli, Sağlık sisteminde dönüşümün tamamlanmasının sevk zincirinin uygulanmasına bağlı olduğunu belirtti.

Sağlık kuruluşları arasında iletişim güçlendirilmeli

Büyükşehirlerdeki hastanelerde hekim sayısının ve hasta yoğunluğunun yüksek olduğuna dikkat çeken Benli, sağlık kuruluşları arasındaki iletişimin yalnızca sevk işlemiyle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.

Aile hekiminin hastayı hangi gerekçeyle sevk ettiğinin uzman hekim tarafından görülebilmesi, uzman hekimin de hastanın tedavisi ve bundan sonraki takip süreci hakkında aile hekimini bilgilendirmesi gerektiğini belirtti. Bu konuda yapılan düzenlemenin hekimler tarafından daha etkin kullanılmasının hasta takibinde önemli olduğunu vurguladı.

Benli, pandemi sonrasında aile hekimlerine yönelik çevrim içi eğitim çalışmalarından da söz ederek, sağlık çalışanlarının bilgi ve tecrübe paylaşımını sürekli kılacak programların önemini vurguladı.

Aile hekimlerine farklı branşlarda eğitim imkânı sağlanmalı

Aile hekimlerinin mesleki gelişimlerinin desteklenmesi gerektiğini belirten Benli, özellikle dahiliye ve çocuk hastalıkları başta olmak üzere farklı uzmanlık alanlarında belirli sürelerle eğitim almalarının yararlı olacağını söyledi.

Ekran görüntüsü 2026 11 05 030647

Aile hekimlerinin gönüllülük esasına göre bir aylık eğitim programlarına katılabilmelerinin değerlendirilebileceğini ifade eden Benli, bu uygulamanın hem mesleki bilgi ve tecrübeyi artıracağını hem de uzun yıllardır aynı işi yapan ve mesleki tükenmişlik yaşayan hekimlere yeni bir çalışma motivasyonu kazandıracağını dile getirdi.

Benli, aile hekimliğinin yalnızca rutin muayene ve reçete düzenleme faaliyeti olarak görülmemesi, hekimlerin farklı hastalık gruplarına yaklaşım konusunda kendilerini sürekli yenileyebilecekleri bir yapıya kavuşturulması gerektiğini kaydetti.

Sağlıkta üretim ve yerli ilaç sanayisi güçlendirilmeli

Söyleşinin önemli başlıklarından biri de Türkiye'nin sağlık alanında üretim kapasitesiydi.

Sağlık sisteminin yalnızca tüketim üzerinden değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirten Benli, Türkiye'nin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen ve geliştirdiği ürünleri dünya pazarlarına sunabilen bir sağlık sanayisine sahip olması gerektiğini ifade etti.

Tıbbın gelişimini genetik araştırmalar, ilaç ve aşı teknolojileri, sağlık bilişim sistemleri ve yeni üretim yöntemleri üzerinden değerlendiren Benli, Türkiye'nin bu alanlarda daha güçlü bir konuma gelmesi gerektiğini söyledi.

Sağlıkta yerli üretimin yalnızca ekonomik bir mesele olmadığını, aynı zamanda stratejik bağımsızlık ve sağlık güvenliği açısından da önem taşıdığını vurguladı.

Benli, savunma sanayisinde oluşturulan kurumsal yapılanmaya benzer şekilde sağlık sanayisinde de koordinasyonu sağlayacak güçlü bir yapının kurulmasını önerdi. Kamu kurumlarının ihtiyaçlarını belirleyen, özel sektörle iş birliği yapan ve uzun vadeli üretim hedefleri ortaya koyan bir modelin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.

Anadolu'nun tıbbi bitki zenginliği ekonomiye kazandırılmalı

Türkiye'nin sahip olduğu doğal kaynakların ve geleneksel tıp birikiminin bilimsel çalışmalarla değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Benli, Anadolu coğrafyasının tıbbi ve aromatik bitkiler bakımından önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Erciyes Dağı çevresindeki bitki çeşitliliğine dikkat çeken Benli, bölgede bulunan endemik bitki türlerinin bilimsel araştırmalar ve ilaç sanayisi açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirtti.

Ancak bu potansiyelin yalnızca bitkilerin toplanması veya aktarlar üzerinden pazarlanmasıyla değerlendirilemeyeceğini ifade eden Benli, eczacı ve bilim insanlarının gözetiminde, bilimsel standartlara uygun bir üretim sanayisinin kurulması gerektiğini vurguladı.

Geleneksel tıp birikiminin modern tıbbın karşısına alternatif olarak konulmaması gerektiğini belirten Benli, binlerce yıllık tecrübenin bilimsel yöntemlerle incelenerek çağdaş tıbbın imkânlarıyla buluşturulmasının doğru yaklaşım olacağını kaydetti.

Bu kapsamda tıbbi bitkilerin etkin maddelerinin belirlenmesi, kalite standartlarının oluşturulması ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilecek ürünlere dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.

Sağlık çalışanı ve hekim, sistemin merkezinde yer almalı

Sağlık hizmetlerinin niteliğini belirleyen en önemli unsurlardan birinin insan kaynağı olduğunu vurgulayan Benli, hekim olmadan sağlık sisteminin düşünülemeyeceğini söyledi.

Özellikle bazı uzmanlık alanlarında kamu ile özel sektör arasındaki insan kaynağı dağılımının dengeli olmadığını belirten Benli, hekimlerin çalışma koşulları, mesleki memnuniyeti ve ekonomik haklarının sağlık hizmetlerinin kalitesini doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Kritik branşlarda özel sektörde çalışan hekim sayısının kamunun üzerinde olmaması gerektiğini vurguladı.

Diğer yandan hekimlere yapılan ek ödemelerde döner sermaye sisteminin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Benli, yapılan işlemlerin ve verilen sağlık hizmetlerinin gerçek değerinin karşılık bulmasının önemli olduğunu belirtti.

Sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmak için yalnızca işlem ve hasta sayısına dayalı bir değerlendirme anlayışının yeterli olmayacağını kaydeden Benli, sistemin bütün unsurları arasında adil ve sürdürülebilir bir denge kurulması gerektiğini söyledi.

Pandemi döneminde kriz yönetimi ve sağlık altyapısı

Söyleşide COVID-19 pandemisi sırasında yaşanan tecrübeler de geniş yer buldu.

Pandemi döneminde sağlık sisteminin karşı karşıya kaldığı zorlukları anlatan Benli, özellikle tıbbi oksijen temininde yaşanan sıkıntıların hayati sonuçlar doğurabilecek boyuta ulaştığını ifade etti.

Yoğun bakım ünitelerinde tedavi gören hastaların oksijene bağımlı olduğunu hatırlatan Benli, tıbbi oksijen tedarikinde yaşanabilecek en küçük aksamanın bile ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtti. Pandemi döneminde tıbbi oksijen tedarikinin kritik önem arz ettiği dönemde askeriye üzerinden oksijen üretiminin Kayseri’de sağlandığını anlatan Benli, çevre illere de destek olduklarından bahsetti.

Bu süreçte bazı tedarikçilerin ihalelere katılmak istemediğini, mevcut lojistik imkânların ise artan ihtiyacı karşılamakta zorlandığını belirten Benli, kamu kurumlarının ve ilgili yöneticilerin hızlı karar almasının önemini vurguladı.

Pandemi tecrübesinin sağlık sisteminde yalnızca günlük ihtiyaçlara göre değil, muhtemel krizleri de dikkate alan stratejik rezerv ve tedarik planlaması yapılması gerektiğini gösterdiğini ifade etti.

Evde sağlık hizmetleri ve hasta bakımında koruyucu yaklaşım

Benli, evde sağlık hizmetlerinin önemine de değinerek yatağa bağımlı hastaların bakımında karşılaşılan sorunları anlattı.

Özellikle uzun süre yatağa bağlı kalan hastalarda bası yaralarının oluşmasının ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirten Benli, bu tür komplikasyonların önlenmesi için koruyucu sağlık uygulamalarına ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi.

Hastanelerde kullanılmayan ancak evde bakım ihtiyacı bulunan hastalara fayda sağlayabilecek tıbbi ekipmanların değerlendirilmesinin önemine dikkat çeken Benli, kaynakların etkin kullanılmasının hem kamu harcamaları hem de hastaların yaşam kalitesi açısından önemli olduğunu ifade etti.

Sağlık sisteminde koruyucu yaklaşımın güçlendirilmesi, ihtiyaç duyulan ekipmanların doğru yerde kullanılması ve sağlık çalışanlarının sahadaki sorunlara çözüm odaklı yaklaşmasının gerekliliğini vurguladı.

Sağlıkta yeni bir vizyon: Takip, üretim ve koordinasyon

Yaklaşık bir buçuk saat süren söyleşide Prof. Dr. Ali Ramazan Benli, Türkiye'nin sağlık sisteminin geleceğine ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı.

Benli'nin değerlendirmelerinde üç temel yaklaşım öne çıktı: Hastanın sağlık yolculuğunun aile hekimliğinden itibaren bütüncül biçimde takip edilmesi, sağlık çalışanlarının bilgi ve tecrübelerinin sürekli geliştirilmesi ve Türkiye'nin sağlık alanında yalnızca tüketen değil, üreten bir ülke hâline gelmesi.

Pandemi döneminde edinilen tecrübelerin de gösterdiği üzere sağlık sisteminin güçlü olmasının yalnızca hastane ve yatak kapasitesiyle ölçülemeyeceğini belirten Benli, etkili koordinasyon, nitelikli insan kaynağı, bilimsel üretim ve krizlere hazırlıklı bir altyapının birlikte geliştirilmesi gerektiğine işaret etti.

Ekran görüntüsü 2026 11 05 030630

Birlik Vakfı'ndaki söyleşi, katılımcıların konuşmacıyı alkışlamasıyla sona erdi.

Bu haberi paylaş

Habere Tepki Ver (0)

Yorumlar

Yorum Yaz

WhatsApp İhbar