VİRA BİSMİLLAH…

Yeni bir hikayenin başladığı noktadayız bu gün…

VİRA BİSMİLLAH…
Yeni bir hikayenin başladığı noktadayız bu gün…
Bu şeref ile onurlandırılmış yolun yolcusu olmaya niyet ettik..
Kudüs köşemizde, Hz. İbrahim’in ateşine su taşıyan karınca misali tarafımızı belirterek, bu onurlu yürüyüşün hikâyesini yazmaya başlıyoruz…
31 Aralık 1516’da, Kudüs'e “Kuds-ü Şerif” ismini veren ve Yavuz Sultan Selim Han ile başlayan Aksa sevdamızın, bitmek tükenmek bilmeyen ateşini harlayıp, bir asırdan fazladır gönlümüzden ve gözümüzden sürgün edilen Kudüs’ü tanıyacağız.
Çok kısa bir süre önce ecdadımızın, Mescidi Aksa’nın bahçesine hürmetle adım attığı günün 504. yıldönümüydü… Bunu vesile bilerek, şimdiye kadar yüreğimizde soğutmadığımız sevdamızı bu platformda insanlara duyurmaya çalışacağız.
Başlıyoruz inşaAllah…
Kudüs'ü tam 401 sene emanet bilinci ile yönettik. Osmanlı İmparatorluğu, Memlük Devleti, Eyyubiler Devleti, Selçuklu Devleti ve Zengi Devleti ile koruduk emaneti.
Bu süreçte Kudüs'e 20 civarında Haçlı seferleri düzenlendi. Haçlı Seferleri Kudüs’ü Müslümanlardan almak için yapıldı. Köşemizde bu amansız savaşları ve Kudüs’ün neden bu kadar önemli olduğunu öğreneceğiz.
Dedik ya yeni bir hikaye yazacağız diye? Genelde ecdadın torunları olarak, özelde ise biz anneler olarak sesimizi duyurabildiğimiz her kese "Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir” diyeceğiz.
Ecdadımız cesaret ve öngörüsü ile dünya tarihini ilmek ilmek dokuyarak iz bırakanlardan olmuşlardır. Stratejik öneme sahip beldeleri hakimiyet altında bulundurmak hem halkların yönetilmesini kolaylaştırıyor ve hem de İslam’ın toplumlar nezdinde kabul edilmesini kolaylaştırıyordu. Ayrıca dini mubini İslam’ı tebliğ eden peygamberlerin miraslarını ve onlara halel gelmesini önlemek niyeti ile kutsal beldeleri korumak İslam devletlerinin en önemli görevlerinden birisiydi.
Ecdadın şu üç şehre yüklediği anlamın dikkate değer olduğunu düşünüyorum.
Mekke :Rahmet
Medine :Hidayet
Mescid-i Aksa :Bereket
İşte destansı İslam tarihinin üç manevi merkezi…Bu merkezlerde bilenen İslam bilinci, tüm İslam coğrafyasına yayılıyor ve her hücreyi diri tutuyordu. Sultan Mehmed Han’ın İstanbul’u fethederek bir İslam beldesi yapması ile Müslümanlar varlıklarını ve otoritelerini güçlendirmişlerdi.
31 Aralık'ta önemli bir yıl dönümü yaşandı. Dualarımız da unutmamamız gereken, tüm kutsal değerlerimizi bize emanet edenleri umarım unutmamışızdır. Hz. Ömer, Selahaddin Eyyubi,  Yavuz Sultan Selim Han ve ordusunudualarımızın baş köşesine yerleştirmiş olduğumuzu umut ediyorum. Çünkü bunu hak ediyorlar. “Hayır” diyorsa bu soruya yüreğiniz; Haydi o zaman…
VİRA BİSMİLLAH…!!!
Şuursuz ibadette, anlayışsız bilgide, düşüncesiz okuyuşta hayır yoktur, diyor Hz Ali (RA).
Az olsun, öz olsun. Bizi kuşatmış olsun. Kalbimizi avuçlamış, gönlümüzü serinletmiş olsun. İnce bir patikada, yola düşürmüş olsun bizi. Kim söylemiş olursa olsun; uğrunda alın teri, akıl teri dökülmüş olsun.
Bir annenin göğsünden yükselen merhamet sesi ile 2021'e girdiğimiz şu vakitlerde, “beşiği sallayan, dünyayı sallar” düsturu ve  “İman varsa, imkan da vardır” inancıyla ayağa kalkma zamanıdır şimdi.  Bir tek ben varım, benden ne çıkar demeden, yeis ve umutsuzluğu kalbimizden söküp atarak, "Bir mıh bir nalı, bir nal bir ayağı, bir ayak bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu ve devleti tutar" bilinciyle, durmadan ve usanmadan çalışma vaktidir.
Çünkü karınca misali Aksanın kurtuluşu için bir damla su taşıyarak, hayalimi süsleyen Mescid-i Aksaözlemini diri tutmalıyız. Önce kendi nefsimden başlayarak, haneme ve çevreme Beytülmakdis aşkını anlatıp, öğreterek, bu aşkın bize ve nesillerimize nasip olması için, fethin hazırlayıcısı ve şahidi olması içinniyet etmeliyiz. Nesillerimiz 31 Aralık'taki fetihten beslenip, İslam’a ve değerlerine bağlı kalsın diye, Mescid-i Aksa ve Kudüs 'de o gün ne olmuş önemini anlamayı, yaşamayı, anlatmayı ve yaşatmayı vazife bilip yürüyüşümüze tüm gücümüzle devam etmek için şuurlanmalıyız…
Asırlara şahitlik etmiş taşlardan solunan kadim bir nefesin mukaddes sıcaklığı ile VİRA BİSMİLLAH…
Bilmek lazım Mescid-i Aksa' yı mukaddes yapanı, hangi dille okunacağını, nasıl okunacağını. Tıpkı ayetteki gibi bilmeli ve "İKRA" diyerek başlanmalı. Hem de taa Beytülmakdis'den başlayarak…
Başkalarının hikayelerinden değil, kendi tarihi değerlerimizle Kudüs'e yol alacağız.
Ana yüreğinde büyüteceğiz Aksa sevgisini… Gel! Kudüs yürekli anne ol ve yüreğinin kapılarını aç evlatlarına…
“Gel, Anne ol, Çünkü Anne bir çocuktan bir Kudüs yapar”.
Başlıyoruz inşallah…Niyetimiz sefer, umudumuz zafer.
Yüreğimiz de taşıdığımız sabır taşımız, ecdadımızın kokusunu taşıyan manevi esansımız, Mescid-İ Aksa ve Kudüs Olsun… Vira Bismillah…
 
GÜLAY KAYISI/Ocak & 2021

Etiketler : ,,

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Diğer Haberler