Ahmet Mercan

İnanmış, Adanmış Bir Yiğit

Türkler tarihin ilk döneminden beri kendilerine has özellikleri ile var olmuş bir millettir. Elimize ulaşan yazılı kaynakların çok kısıtlı olmasına rağmen davranış kalıpları, genetik özellikler herhangi bir yazılı kaynağa ihtiyaç bırakmaksızın bugün bizim de davranış kalıplarımızı şekillendirmiştir. Bu davranış kalıplarının hayatımıza yön veren izleri kriz yönetiminde kendini daha iyi hissettiriyor. Rahat bir milletiz ancak kriz anında tarihin çok ötelerinden gen havuzumuzda getirdiğimiz kriz yönetimi tecrübemiz var. Bu davranış kalıbımız bizi bambaşka bir hüviyete sokuyor. O çok rahat millet gidiyor hızlı, cesur, şahsi menfaatin üzerinde bakan bütünleşik ve kurumsal bakış açılı insan tipi ortaya çıkıveriyor. Kendi kişisel menfaatini düşünmek bir tarafa kendisinden de bir şeyler katan âlicenap kişiye dönüverir tarihin izlerini üzerinde taşıyarak. Yine bizim Türk Toplumunun tarihin derinliklerinde gördüğümüz bir başka hassası da bu krizlerde kadını ile omuz omuza vermesidir. Sadece kriz anında değil kadına yönetimsel anlamda misyon yükleme olarak görmekteyiz bunu. Kadın hayatın en önemli aktörüdür erkeğin yanında.  Kurultayda Hakan'ın yanında Hatun'un yönetim mekanizması içinde çok önemli karar alıcı rolünün olması bu tezimizi destekler niteliktedir.

Tarih boyunca böyle olmuştur kadının rolü. Birçok kadın hayatlarıyla bunun örneğini vermiştir tarihe. Türk milletinin bağrından çıkan kadınları saymakla bitiremeyiz. Bu Halide Edip Adıvar olur Kurtuluş Savaşı'nda yüreğiyle fikri ile mücadele eden Erzurumlu Kara Fatma olur, Ayşe Nine olur torununun, çocuğunun üzerindeki battaniyeyi kağnısında taşıdığı milli mücadelede kullanılacak bombaların ıslanmaması için mühimmatın üzerine örten. Türk kadını canından cananından geçer milleti için kriz anlarında en doğru kararları vermek adına.

Bugün yine bir kadın hikayesi okuyoruz hiç alakasız bir yerden. Süper Lig’in ilk kadın başkanı adıyla okuyoruz bu hikayeyi. Malumunuz Kayserimizin marka değerlerinden birisi Kayserispor tarihinin en kötü zamanlarından birini yaşıyor. Kurulduğu günden bugüne kadar insanların sevgisiyle, tutkusuyla ilmek ilmek işlediği o Arma hiç bu kadar mahsun olmamıştı. Menfaatleri biten farelerin kaçtığı gemide kendisini gönülden seven taraftardan başka arkasında duracak hiç kimse kalmamıştı. Mahsundu çünkü bu şehrin diğer bir değeri olan Erciyesspor tarihin tozlu sayfalarında doğru tepetaklak giderken şimdi ona biçilen kader de buydu. Ta ki bir yiğit el atıp buna dur demeseydi. Öyle bir yiğit ki yüreğini koyup buhranı bitirip o Arma ile bir olup o armayı yüceltecek adımlar atacak. Böyle bir yiğit herşeyin menfaat temeli üzerinde şekillendiği bir koyup yüz almayacaksan girme o işe anlayışının hakim olduğu bu devirde nasıl bulunurdu. Anlı şanlı yiğit tarihin ona verdiği misyonla adına Berna diyerek çıktı. Aslında bu armayı ona teslim edenler ona fişi çekilmesi beklenen hastanın cenaze işlemlerini yapma görevini vermişti açıktan dillendirmeseler de. Sürecin rutinini yerine getirip hastanın namına yaraşır şekilde cenazesini defnedecekti. Bu görevi ona yükleyenlerin bilmedikleri bir şey vardı. O da yiğitler yiğide yakışır şekilde yaşardı. O yiğitliğin ona yüklediği sorumluluk bilincine göre adım atarlardı. İmkansızlık denen engeli denemeden mücadele etmeden kabullenmezdi yiğitler yiğitliğin gereği. Öyle de oldu. Berna Başkanın kendine biçilen kaftanı yırtıp atıp kendine yakışan kaftanı giymesiyle bambaşka bir şahsiyetle tanıştı Türk Futbolu. Bir Türk kadınıydı Berna Başkan zor zamanlarda feraseti ile cesareti ile kendini gösteren. Peşinen kabul etmiyordu yenilgiyi. Hastanın fişini çekmeye değil hastayı ayağa kaldırmaya gelmişti. Bu hastayı ayağa kaldıracaktı kendine biçilen rolü kabul etmeyerek. Neye mal olursa olsun kimin ayağına basarsam basayım bu hasta ayağa kalkacak diyordu. Yeni Erciyesspor trajedisine izin vermeyeceğim neye mal olursa olsun. Emaneti emin şekilde teslim edene kadar ben mücadelemi edeceğim. Bu söylemlerin eyleme geçişini icraatları ile görmeye başladık. Yumruğunu vurdu masaya. Ötesi yoktu geriye bakmadan ileri götürme kaygısıydı ondaki. Bugüne kadarki gibi vıcık vıcık yağ kokan cümleleri hiç yoktu. Kitabın ortasından konuşuyordu. Racona göre hareket ediyordu. Gel kardeşim temizle şu pisliğini diyordu.  O ayaklara bastıkça ona karşı olanlar başlıyordu lobiye. Onu küçümsemek onu değersizleştirmekten başka ellerinden gelen bir şey yoktu. Kadın futboldan ne anlar söylemine; bugüne kadar anlayanlar bu hale getirdiyse bırakın anlamayanlar işini yapsın. Anlamayanlar amatör ruhla transferlerdeki gördüğümüz profesyonelliklerden! çok daha ötede güzelliklere imza atacağı kesin. Hangi yönetici saha kenarına gelip diziliş değiştirmiş. Sağ kanattaki oyuncuyu sol kanata almış diyordu. Ofsaydı ben bilecek değilim nasıl futbolcunun, teknik direktörün yönetimde geleceğe yönelik atılacak adımlarda sorumluluğu ve bilgisi olmadığı gibi diyordu. Erciyes dağından daha ağır bir yükün altına girmişti Berna Başkan. Yiğitliği buradan geliyordu. Kravatlı yiğit görünümlülerin aksine ben bu işin altından kalkarım bakışı var onun gözlerinde. Kalkacak da inşallah. Kalkacak kalkmasına da maddi sorunlardan çok ortalıkta bıraktığı pislikleri temizleyen bu başkana köstek olan kravatlı müsveddeler olmasa. Ah bir de perdenin önünde konuşsalar. Yiğitlik beklenmiyor ama bu kadar da olmaz denecek şekilde köstek olmasalar. Meğer ne sevdalar varmış! Ne sevdalılar varmış Kayserispor armasının ötesinde.

Evet Berna Başkan vizyonuyla bir yön çizmiş. Onun için adımlarımı sağlam basa basa gidiyor. İleriye bakıyor. Ayağına takılıp ezdiklerini görünmemesini normal. Onun için Kayserispor ligden düşmüş ligde kalmış önemli değil. Kayserispor’u birinin ricasıyla gelip giden yönetim anlayışından kurtarıp ona gönül verenlerin yönetimine verecek bir yönetim anlayışı yerleştirmeye çalışıyor. Gündelik sorunları hallettikten sonra en büyük hayaliydi bu. Şirketleşme tek kurtuluş yolu bu yarım asrı deviren çınar için. Bol keseden harcayan arpalık haline gelmiş hesapsız bir yönetim anlayışından şirketleşen modern yönetim anlayışına sahip bir kulüp haline getirmek bu armayı. Tıpkı Liverpool gibi bir klüp yapma hayali var Berna Başkan’ın. En büyük şansımız bu olsa gerek.

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri