MAHMUT ALİ CENGİZ KÖROSMANOĞLU

Ata Tohumu Ekmek Yasak Değildir

Ata Tohumu Ekmek Yasak Değildir

Bizler maalesef küçük meselelere titiz, büyük meselelere ilgisiziz. Bunun en bariz örneği tarım ile ilgili haber ve sosyal medya gönderileri.

Tarımla ilgili o kadar çok işlenecek, gündemde tutulacak mevzular var ki. Mesela kullanılmayan boş arazileri konuşalı, mesela tarımsal ihracatı nasıl artırırız onu konuşalı, mesela tarımda markalaşmayı konuşalı vs. vs... Çok başlık var, çok... Ama bu büyük konulara küçük ve değersiz iddialar yüzünden onları gündemde tutmaya zaman kalmıyor. Başkalarının yanlışlarını düzeltmekten kendi doğrularımızı anlatmaya zaman kalmıyor… Misal olarak; Ata tohumu ekmek yasak, GDO’lu ekmek yiyoruz vs... Bunların hiçbir aslı astarı olmayan iddialar. Bizim tarımla ilgili Delinin biri kuyuya bir  taş atıyor,, kırk akıllı onu çıkarmaya çalıyor. Bu delilerin sosyal medyada takipçi sayıları da maalesef yüksek olduğu için onun yanlışı, senin doğrundan daha fazla yaygınlık gösteriyor, daha fazla kişiye ulaşıyor, daha fazla kişi etkileniyor ve o iddiada sanki doğru imiş gibi bir haletiruhiyeye bürünüyor.

Bu haberleri yapanlar

1-Bilerek yalan söyleyenler. Bunlar sırf muhalefet olsun diye, çamur at, tutmazsa izi kalır mantığı ile hareket ediyorlar. Bu tür haberlerin esas kaynağı bu gurupta olanlar. Toplumu bu şekilde provoke etmeye çalışıyorlar, yönlendirmeye çalışıyorlar.

2-İşi bilmeyen, ama meşhur olmaya çalışanlar. Bunlar gündemde kalmak için söylemeyecekleri yalan yok. Bunlar için asıl mesele sosyal medyanın popülaritesinin vermiş olduğu meşhur olma ve meşhur kalma şehveti.

3-İşi bilmeyenlerin kulaktan dolma bilgileri paylaşmaları. Bu gruptakilerde üzülerek ifade ediyorum 1 ve 2. grubun etkisinde kalanlar

Türkiye’de tohum konusunda önüne gelen, işi bilsin ya da bilmesin herkes bir şeyler söylüyor. Nedir bunlar ve cevaplarını vermeye çalışalım.

1- Ata Tohumu ekmek yasak: Yanlış! Ata Tohumu ekmek yasak değildir. Ata Tohumu ekmek serbesttir.

Ata tohumu satmak yasaktır. Açalım, ne demek bu. Bir markete gittiniz bir ürün aldınız. O ürünün sağlıklı veya hijyenik olduğundan emin olmak için mutlaka bir üretim izninin olmasını isteriz değil mi? Bir peynir aldın yada salça aldın, hemen üretim izin belgesine ve son kullanma tarihine bakarsınız değil mi? Bunlar yoksa o ürünü alır mısın. Elbette hiç kimse almaz. Tohum konusunda devlette diyor ki ekeceğiniz tohumun üretim izni var mı yok mu ona bakın diyor. Sertifikalı tohum demek, üretim izini olan tohum demek.5553 sayılı tohumculuk yasası 'Sertifikasız tohum ticaretini' yasaklar. Sertifikası olmayan yerel ya da ithal hiç bir tohum ticarete konu edilemez. Ticari olmayan tohum takası serbesttir. (Kanunun 14. maddesinde; Ayrıca, ticarete konu olmamak ve şahsî ihtiyaç miktarı ile sınırlı kalmak kaydıyla, çiftçiler arasında yapılacak tohumluk mübadeleleri ile deneme ve denetim amacıyla kullanılan ve miktarları Bakanlıkça belirlenen tohumluklar, bu Kanun hükümlerinden müstesnadır. )

Kanun çok net. Çiftçiler kendi aralarında alıp satabilirler. Ama illa da ticaretini yapmak istiyorsanız bunu yolu var. Devletin yetkili kurumlarından izin alacaksınız. Çok büyük bir fabrikadan küçük bir mahalle bakkalına kadar, buralara bir şey satmak istediğiniz zaman size üretim izin belgesini, sertifikalarını vs. sorarlar. En basitinden bir markete ekmek satmak istiyorsunuz. Marketçi sizden mutlaka üretim izin belgenizi soracak ve evrakını alacaktır. Çünkü gıda denetçilerine o izni göstermek mecburiyetindedir. Fırına un satmak isteyen bir fabrikadan fırıncı un fabrikasının gerektiğinden üretim izin belgelerini alabilir. Üretim izni olmayan bir fabrika fırınlara un veremez. Bu iş silsileten böyle uzayıp gider.

Günlük tüketimin konusu olan bir ekmekte bile bu denli bir titizlik ve hiyerarşik bir kanunu düzen varsa, bir sezonu, bir yılı, ilgilendiren tohumda neden bu kanuni düzenleme olmasın.

Bir ülkenin ne idüğü belli olmayan, ama reklamı çok iyi yapılan bir buğday tohumunu ektiğini var sayalım. O tohum kötü çıktı ve yarı yarıya verimler düştü. Türkiye de herkes o tohumu ekti ve ortalama 20 milyon ton olan buğday verimi o sene 10 milyon tona düştü... Ne olacak? Bir ülkenin bir yılı boştan yere hebamı olacak. Tıpkı pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi bütün devletler gıda ihracatını durdurdular. Ne yapacaksınız. İşte devlet bütün bunları hesap etmek zorunda. Üç beş kendini bilmezin hezeyanlarına kapılıp kontrolü elden bırakmaz devlet.

Devletler kendi geleceklerini korumak zorundadır. Çünkü gıda meselesi artık bir milli güvenlik meselesidir. Genetik kaynağı belli olmayan, tescil edilmemiş, sertifikası olmayan tohumları ekmek bu anlamda bir milli güvenlik meselesidir.

Ayrıca yerli tohum, ata tohumu illaki satmak istiyorum, derseniz bunun da bir yolu ve yöntemi var. Tohumu sertifikalı hale getireceksiniz...Peki, bir tohum nasıl sertifikalı olabiliyor? 2006 yılında çıkan 5553 sayılı kanunun dördüncü maddesinde bitki çeşitlerinin tescili, üretim izni ve standart tohumluk çeşit kaydı ile genetik kaynakların kütüğe kaydedilmesi işlemlerinin bakanlık tarafından yapıldığı bilgisi yer alıyor. İlgili kanunun beşinci maddesinde “Bakanlık tarafından, bitkisel ve tarımsal özellikleri belirlenerek sadece kayıt altına alınan çeşitlere ait tohumların üretimine izin verilir.”, yedinci maddesinde ise “Yurtiçinde sadece kayıt altına alınmış çeşitlere ait tohumların ticaretine izin verilir” ifadeleri yer alıyor.

Buna göre, yerel bir tohumun, bakanlık tarafından kayıt altına alındığı sürece iç ticaretinde sakınca yok

Sonuç olarak 5553 sayılı kanun ata tohumu ekimini yasaklamıyor. Herhangi bir hapis cezasını veya yerel tohumların satışına getirilen bir yasağı öngörmüyor

2- Sertifikasız tohum eken çiftçiler hiç bir destekten yararlandırılmıyor: Yanlış..!

Tüm desteklerden yararlanır. Sadece sertifikalı tohum desteği alamaz. Diğer desteklerin hepsini alır. Çiftçiye bu konuda soru dahi sorulmaz.

3- Tohumda dışa bağımlı hale geldik: Yanlış!

Tohumda dışa bağımlı değiliz.  5553 sayılı yasanın ve verilen desteklerin de katkısıyla gelişen bir tohumculuk sektörümüz var (Daha çok yolumuz var) Miktar bazında net ihracatçıyız.2002 de 17.300 ton ihracatımız varken bugün 2022 yılı itibariyle 233.000 ton ihracatımız var.

4- Hibrit Tohum zararlıdır. Yanlış!

Hibrit Tohum zararlı değildir (Çoğunlukla GDO'lu tohumla karıştırılıyor): Hibrit tohum aynı familyaya ait uzak akraba cinslerin melezleridir. Sağlığa zararı yoktur Doğada birçok bitki zaten doğal yollarla melezleşir. Ticari hibritlerin farkı insan kontrolünde melezlenmesidir. Neden hibritten elde edilen bir üründen çıkan tohum, ertesi yıl aynı verimi vermez. Çünkü melezlemeden sonra, tohum bozulur, bu tohumun tekrar ari hale getirilmesi gerekir. Tekrar saflaştırılmalıdır.

5- Yerel tohum üretiminin sonunun geldiği iddiası. Yanlış!

Yerel tohum üretimi bitmedi. 19 Ekim 2018’de Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınması, Üretilmesi ve Pazarlanmasına Dair Yönetmelikte“ Türkiye’deki tarla bitkileri, bağ bahçe bitkileri ve diğer bitki türlerine ait yerel çeşitlerin genetik erozyonlarını engellemek amacıyla; tohumluklarının çoğaltımı, pazarlanması, yerinde idamesi ve sürdürülebilir kullanımı ile ilgili kurallar getirerek ticareti yapılacak yerel çeşitlerin kayıt altına alınması, tohumluk üretimi ve tohumlukların piyasaya arzı düzenleniyor.  5553 sayılı kanunun yerel tohumlukların üretimini ve satışını belirli kurallar, miktar ve menşe bölge sınırları dahilinde mümkün kılıyor. Her şey bu kadar açık ve net iken yalan yanlış, aslı astarı olmayan haberlere itibar etmeyiniz. Bir haberin kaynağına bakını birde o tarımla ilgili konuşan kişinin tarımla olan ilişkisine, intisabına bakınız. Tarımla ilgili eğitim almadıysa lütfen itibar etmeyiniz...

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri