Talip Şahin

28 Şubat 1997 Cuma… Asla unutmadık …

28 Şubat 1997 Cuma… Asla unutmadık …

 Laiklik tehlikesi, imam hatipler, cemaatler ve sahte şeyhler üzerinden yapılanları manşetleri kafamıza çivi gibi çakılan yazılan sözler hala aklımızdan çıkmadı. Sincan caddelerinin tozunu atan tankları, Müslümanlığı pkk’dan da tehlikeli gören ağlama duvarının bekçilerini, “Başörtüsü füruattır” diyerek, “beceremediniz artık bırakın” diyen FETÖ hainini de unutmadık, unutmayacağız ve dahi unutturmayacağız.

 5’li çete ve buna taşeronluk yapan sözde sivil toplum kuruluşlar evet bunların hepsi karşımızda ve anamıza babamıza kardeşlerimize yaşama hakkı vermemek için ellerinden ne varsa devletin hangi imkânı varsa bize yaşam hakkı vermemek için saldırıyorlardı. Tamda liseden yeni mezun, en deli çağımda cihad ve şehadet arasında gidip gelen aklımla, Milletimizin imanlı feraseti ve o zaman neden millete dönmediğini anlayamadığım, 28 Şubat deyince boncuk boncuk terleyen silueti aklımdan hiç gitmeyen Necmettin Erbakan Hocamız’a  anlam veremiyordum. Ne büyük bir kişilikmiş ki bize “Bir çiçekle bahar olmaz ama her bahar bir çiçekle başlar.” diyerek zamanımızı müjdelemiş ve bize tanklara, uçaklara ölümüne meydan okuyacak bir lider ve milletimize 15 Temmuzdaki ruhu bırakmış.

Peki, biz 28 Şubatın ve zamanımızın neresindeyiz. Hala vesayet dönemindeki hukuksuz haksız cezaların affedilmesi yerine “ yok hükmünde kabul edilmesine dair düzenlemeler yapamadık, inancına dair hassasiyetleri nedeniyle kamudan atılan, açığa alınan kişilerin mahkeme masraflarına kadar ödenmeli ve hala içerde olan kişiler serbest bırakılmalıdır.

Hala bir giyotin gibi başörtülülerin başında bekletilen kılık kıyafet yönetmeliği kanunlaştırılmadı. İnsanımızı Fransız’ın bile kamuda kullanmadığı kravatı kullanmaya zorlayan bir zihniyetten ve kanunlardan kurtulamadık( işe şortla gelelim demiyorum istismar etmeye çalışılmaz inşallah).

Evet iktidar olduk ama muktedir olamadık. Asla zulmeden olmadık, olmayacağız. Hiç kuşkusuz ki namuslularda, namussuzlar kadar cesur olmalıdır. Evet, belki 100 yıl sürmedi ama biz çocuklarımıza bu kadar imkân varken neler bıraktık, hala o imanlı, iradeli üniversite kapılarında ağzı kapatılan başörtülü bacılarımızdan ne dersler aldık, geleceğe ne taşıdık.

Ağlama duvarının bekçileri hala dimdik ayakta ve bizim tökezlememizi bekliyor. Olimposun çocuklarının sahte namazları ve Kur’an okumaları, Hira dağının bekçilerinin aklını karıştırıyor. Zenginlik, makam, mevki o devrin mücahitlerine evrim geçirtiyor. Kahrolsun Amerika, lanet olsun siyonizme dediğimiz günlerden Mc Donalds’a, Coco Cola’ ya ortak olduğumuz ve ticaret yaptığımız, zamanlardan geçiyoruz.

Bir an önce kendimize gelmeliyiz!!!

Artık buğuz etmek yerine yedi iklimde hüküm sürmüş bir milletin bireyleri olarak İ’layi Kelimetullah için âleme nizam verme vaktimiz gelmiştir. Kendi hikâyelerimizi ve tarihimizi yazacağımız, nerde bir zulüm varsa elimizle düzelteceğimiz iman ve ihlasa bir an önce ulaşmalıyız.

Bu vesile ile üzerimizde hakları olan tüm mazlumlardan af, üzerimizde hakkı olan tüm büyüklerimizden haklarını helal etmelerini diliyor, iman ile taçlanmış ruhlarımız, Kur’an ile şekillenmiş akıllarımızın ve fikir ile bütünleşmiş bedenlerimizin bu davanın hem bekçisi hem müdafaacısı olacağının teminatını veriyoruz.  İhlaslı İslam’dan başka bir tarafgilliği olmayan bu necip milletin bir daha bu zulmü yaşamaması için çalışıp, yaşatılmaması için demokrasinin kara lekesi olan 28 Şubatın zihnilerde tutulmasını sağlayacağız.

Cümlelerime Üstad  Necip Fazıl Kısakürek’in şu dizesi ile tamamlayarak, kemal-i edeple saygı ve muhabbetlerimi sunarım ...

Her şey, her şey şu tek mucizede

Ölüm yoktur Allah diyene 

Canım kurban alnı secdede 

İki büklüm Allah diyene...

Gayret bizden Tevfik Allahtan…

 

Talip ŞAHİN

Büro Memur-Sen Kayseri Şube Başkanı

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri

    Bu yazarın başka makalesi yoktur.